İçeriğe atla

Böbrek biyopsisi

DrSozluk sitesinden

Böbrek biyopsisi (İng. kidney biopsy), böbrek dokusundan örnek alınarak histopatolojik inceleme yapılmasıdır. Birçok böbrek hastalığında kesin tanının, sınıflandırmanın ve tedavi seçiminin dayanağıdır.

Etimoloji

Biyopsi, Yunanca bios (yaşam) ve opsis (görme) sözcüklerinden türetilmiştir; canlı dokunun incelenmesini anlatır.

Klinik bağlam

İşlem çoğunlukla ultrasonografi kılavuzluğunda, perkütan yolla ve otomatik iğneyle yapılır. Alınan doku ışık mikroskobu, immünofloresan ve elektron mikroskobu incelemeleri için ayrılır; üç yöntemin birlikte değerlendirilmesi tanısal doğruluğu belirler. Yeterli sayıda glomerül içeren örnek alınması gerekir; yetersiz örnek yanlış sınıflandırmaya yol açar.[1]

Başlıca endikasyonlar nefrotik sendrom, açıklanamayan proteinüri, glomerüler kanama düşündüren idrar bulguları — dismorfik eritrositler ve eritrosit silendirleri —, hızlı ilerleyen böbrek yetmezliği, sistemik hastalıkların böbrek tutulumunun sınıflandırılması — özellikle sistemik lupus eritematozus ve ANCA ilişkili vaskülit —, nedeni açıklanamayan akut böbrek hasarı ve böbrek nakli sonrası işlev bozukluğunun değerlendirilmesidir. Lupus nefritinde biyopsi, sınıfın belirlenmesi ve tedavinin yoğunluğunun kararlaştırılması için zorunludur.

Biyopsinin gerekmediği durumlar da bellidir: tipik seyirli diyabetik nefropati, açık ilaç ilişkisi bulunan ve ilacın kesilmesiyle düzelen tablolar, klasik prerenal ya da postrenal nedenler ve ileri derecede küçülmüş, ekojenitesi artmış böbreklerde — çünkü bu evrede doku yaygın fibrozis gösterir ve tanısal bilgi vermez. Diyabetli bir hastada nefrotik düzeyde proteinüri hızlı gelişmişse, retinopati yoksa ya da aktif idrar sedimenti varsa, diyabet dışı bir hastalık düşünülmeli ve biyopsi gündeme gelmelidir; bu ayrım sık gözden kaçar.

İşlem öncesi hazırlık güvenlikte belirleyicidir. Kan basıncının denetlenmesi, koagülopatinin düzeltilmesi, trombositopeninin giderilmesi ve antitrombotik ilaçların uygun sürelerle kesilmesi gerekir. Tek böbrek varlığı, denetimsiz hipertansiyon, aktif böbrek enfeksiyonu, büyük kistler ya da tümör, düzeltilemeyen kanama bozukluğu ve hastanın iş birliği yapamaması başlıca engellerdir. Bu durumlarda transjuguler biyopsi ya da açık-laparoskopik yaklaşım seçenek oluşturur; transjuguler yöntem, kanama riski yüksek ve asit bulunan hastalarda yeğlenir.

En sık komplikasyon kanamadır. Mikroskopik hematüri hemen hemen tüm hastalarda görülür ve klinik önem taşımaz; belirgin makroskopik hematüri, perirenal hematom, transfüzyon gerektiren kanama ve ender olarak girişimsel embolizasyon ya da cerrahi gerektiren tablolar bildirilmiştir. Bu nedenle işlem sonrası yatak istirahati, hemodinamik izlem ve hemoglobin kontrolü uygulanır; çoğu ciddi kanama ilk saatler içinde ortaya çıkar. Diğer komplikasyonlar arteriyovenöz fistül, komşu organ yaralanması, enfeksiyon ve ağrıdır. Arteriyovenöz fistüller çoğunlukla kendiliğinden kapanır; süregen hematüri ya da yeni ortaya çıkan üfürüm varlığında araştırılır.

Sonuçların yorumunda yalnızca tanı değil, kronikleşme göstergeleri de değerlidir: glomerüloskleroz oranı, tübüler atrofi ve interstisyel fibrozisin yaygınlığı, tedaviye yanıt olasılığını ve prognozu öngörür. Bu nedenle rapor, hem etkin hastalık hem kronik hasar bileşenleriyle birlikte değerlendirilir.

Böbrek nakli alıcılarında biyopsi ayrı bir yer tutar: rejeksiyon tiplerinin ayrımı, kalsinörin inhibitörü toksisitesi, viral nefropatiler ve nüks eden hastalıkların tanınması ancak dokuyla mümkündür; kimi merkezlerde belirlenen aralıklarla protokol biyopsileri de uygulanır.

İşlem, deneyimli ellerde güvenli ve tanısal getirisi yüksek bir yöntemdir; kararın, elde edilecek bilginin tedaviyi değiştirip değiştirmeyeceği sorusuna göre verilmesi temel ilkedir.

Eş anlamlılar

  • Renal biyopsi

İlgili terimler

Kaynaklar

  1. Loscalzo J ve ark. (ed.), Harrison's Principles of Internal Medicine, 21. baskı, 2022.