Bohr etkisi
Bohr etkisi (İng. Bohr effect), karbondioksit ve hidrojen iyonu artışının hemoglobinin oksijene ilgisini azaltmasıdır.
Etimoloji
Olguyu tanımlayan Danimarkalı fizyolog Christian Bohr'un adını taşır.
Klinik bağlam
Metabolizmanın arttığı dokularda karbondioksit üretimi ve hidrojen iyonu birikimi artar. Bu iki değişiklik, hemoglobinin yapısını değiştirerek oksijeni daha kolay bırakmasını sağlar; oksijen dissosiyasyon eğrisi sağa kayar. Böylece oksijen, tam da gereksinimin en yüksek olduğu yerde salınır.[1]
Etkinin tersi akciğerde gerçekleşir: karbondioksit atıldıkça ve pH yükseldikçe hemoglobinin oksijene ilgisi artar ve bağlanma kolaylaşır. Aynı sistemin iki uçta ters yönde çalışması, dolaşımın verimliliğini belirleyen zarif bir düzenektir.
Eğriyi sağa kaydıran etkenler karbondioksit artışı, asidoz, ateş ve 2,3-bifosfogliserat yükselmesidir. Sola kaydıranlar ise alkaloz, hipotermi, karbondioksitin azalması, fetal hemoglobin, karboksihemoglobin ve methemoglobinemidir.
Klinik açıdan bu bilgi, satürasyon ölçümünün sınırlarını anlamayı sağlar. Satürasyon bir orandır; eğrinin konumu ise aynı satürasyonda dokulara ne kadar oksijen bırakılacağını belirler. Bu nedenle satürasyon normal görünen bir hastada doku oksijenlenmesi bozuk olabilir.
Sola kaymanın zararlı olduğu durumlar bilinmelidir. Karbon monoksit zehirlenmesinde zarar yalnızca taşıma kapasitesinin azalmasından değil, aynı zamanda eğrinin sola kaymasından kaynaklanır; bu, tedavide yüksek akımlı oksijenin neden gerekli olduğunu açıklar. Ağır alkaloz ve hipotermide de aynı düzenek doku oksijenlenmesini bozar.
Bu nedenle aşırı hiperventilasyon iki yönlü zarar verir: serebral damarları büzerek kan akımını azaltır ve alkalozla eğriyi sola kaydırarak oksijen bırakılmasını güçleştirir. Akut beyin hasarı yönetiminde rutin hiperventilasyonun önerilmemesi bu temele dayanır.
Depolanmış kanda 2,3-bifosfogliserat tükendiğinden eğri sola kayar; verilen alyuvarlar ilk saatlerde oksijeni dokulara daha güç bırakır. Bu bilgi, masif transfüzyon uygulanan hastada satürasyon normalken doku perfüzyon göstergelerinin neden bozuk kalabildiğini açıklar.
Fetal hemoglobin, oksijene daha yüksek ilgi gösterir; bu, plasentada anneden bebeğe oksijen geçişini sağlar ancak dokulara bırakılmasını güçleştirir. Yenidoğanda eğrinin sola kaymış olması bu özelliğe bağlıdır.
Egzersizde ise etkinin yararı belirgindir: çalışan kasta ısı, karbondioksit ve asit üretimi artar; eğri sağa kayar ve oksijen sunumu yükselir. Aynı ilke ateşli hastada da geçerlidir.
Kritik hastada asit-baz dengesinin düzeltilme hızı bu nedenle önem taşır: asidozun hızla düzeltilmesi eğriyi sola kaydırarak doku oksijenlenmesini geçici olarak bozabilir. Bu, laktik asidozda rutin bikarbonat kullanımının neden önerilmediğini açıklayan gerekçelerden biridir.
Kavramın klinik değeri, oksijenlenme değerlendirmesinin tek bir sayıya indirgenemeyeceğini göstermesidir; sunum, hemoglobin miktarı, kalp debisi ve eğrinin konumuyla birlikte değerlendirilmelidir.
Eş anlamlılar
- Bohr kayması
İlgili terimler
Kaynaklar
- ↑ Hall JE, Hall ME, Guyton and Hall Textbook of Medical Physiology, 14. baskı, 2020.