İçeriğe atla

2,3-bifosfogliserat

DrSozluk sitesinden

2,3-bifosfogliserat (İng. 2,3-bisphosphoglycerate), alyuvarlarda bulunan ve hemoglobinin oksijene ilgisini düzenleyen fosfat bileşiğidir.

Etimoloji

Kimyasal yapısını tanımlayan adından türetilmiştir; eskiden 2,3-difosfogliserat olarak anılmıştır.

Klinik bağlam

Molekül, alyuvarda glikolizin bir yan kolunda — Rapoport-Luebering yolağı — üretilir. Hemoglobinin beta zincirleri arasındaki boşluğa bağlanır ve molekülü, oksijeni daha kolay bıraktığı yapısal biçimde tutar. Sonuç, oksijen dissosiyasyon eğrisinin sağa kaymasıdır: aynı oksijen basıncında satürasyon daha düşüktür ancak dokulara bırakılan oksijen miktarı artar.[1]

Bu düzenek, birçok uyum yanıtının temelidir. Kronik hipoksemi, yüksek irtifada yaşama, anemi, kalp yetersizliği ve kronik akciğer hastalıklarında üretim artar; böylece taşınan oksijenin dokulara daha etkin biçimde bırakılması sağlanır. Hipertiroidi ve gebelikte de düzey yükselir.

Ters yönde etkiler de klinik açıdan önemlidir. Depolanmış kanda madde zamanla tükenir; bu nedenle uzun süre saklanmış eritrosit süspansiyonu, verildiği ilk saatlerde oksijeni dokulara daha güç bırakır. Düzey, transfüzyondan sonra saatler içinde yeniden oluşur. Bu bilgi, masif transfüzyon uygulanan hastalarda satürasyon normal görünse bile doku oksijenlenmesinin neden yetersiz kalabildiğini açıklar.

Fetal hemoglobin ayrı bir örnektir: gama zincirleri bu moleküle zayıf bağlanır; bu nedenle fetal hemoglobin oksijene daha yüksek ilgi gösterir ve plasentada anneden bebeğe oksijen geçişi sağlanır. Aynı özellik, yenidoğanda oksijen dissosiyasyon eğrisinin sola kaymış olmasını açıklar.

Eğriyi etkileyen diğer etkenler bilinmelidir. Sağa kayma — oksijenin daha kolay bırakılması — asidoz, karbondioksit artışı, ateş ve bu molekülün yükselmesiyle olur. Sola kayma ise alkaloz, hipotermi, karbondioksitin azalması, fetal hemoglobin, karboksihemoglobin ve methemoglobinemi ile ortaya çıkar.

Klinik açıdan sola kayma, dokulara oksijen sunumunu azaltır. Karbon monoksit zehirlenmesinde zararın yalnızca taşıma kapasitesinin azalmasından değil, aynı zamanda eğrinin sola kaymasından da kaynaklandığı bu şekilde açıklanır. Benzer biçimde ağır alkaloz ve hipotermide, satürasyon yüksek görünse bile doku oksijenlenmesi bozulabilir.

Hipofosfatemi, bu molekülün üretimini azaltarak aynı sonuca yol açar; bu, kritik hastada fosfor izleminin gerekçelerinden biridir ve sıklıkla gözden kaçar. Yeniden beslenme sendromunda fosforun hızla düşmesi, doku oksijenlenmesini bozan düzeneklerden biridir.

Orak hücreli anemide düzeyin yüksek olması, hemoglobinin oksijensiz biçiminin artmasına ve polimerleşme eğiliminin yükselmesine katkıda bulunur; bu, hastalığın patofizyolojisini etkileyen bir ayrıntıdır.

Kavramın pratik değeri, satürasyon ölçümünün sınırlarının anlaşılmasında ortaya çıkar: satürasyon oranı normal olsa bile, eğrinin konumu ve toplam hemoglobin miktarı doku oksijen sunumunu belirler. Bu nedenle oksijenlenme değerlendirmesi tek bir sayıya değil, sunum-tüketim dengesine dayandırılmalıdır.

Eş anlamlılar

  • 2,3-DPG

İlgili terimler

Kaynaklar

  1. Hall JE, Hall ME, Guyton and Hall Textbook of Medical Physiology, 14. baskı, 2020.