İçeriğe atla

Hemoglobinopati

DrSozluk sitesinden

Hemoglobinopati (İng. hemoglobinopathy), hemoglobin molekülünün yapısındaki ya da üretim miktarındaki kalıtsal bozuklukların ortak adıdır.

Etimoloji

Hemoglobin terimi ile Yunanca pathos (hastalık) sözcüğünün birleşiminden oluşur.

Klinik bağlam

Bozukluklar iki ana gruba ayrılır. Yapısal bozukluklarda globin zincirinin dizisi değişmiştir; orak hücreli anemi bu grubun en önemli örneğidir. Üretim bozukluklarında ise zincirin yapısı normal, miktarı yetersizdir; bu grup talasemileri kapsar. Bu ayrım, tanı ve tedavi yaklaşımını belirler.[1]

Hastalıklar dünya genelinde en sık görülen tek gen bozukluklarındandır. Sıtmanın yaygın olduğu bölgelerde taşıyıcılığın yüksek olması, taşıyıcıların sıtmaya karşı görece korunmasıyla açıklanır; bu, doğal seçilimin insan genetiğindeki en iyi belgelenmiş örneklerindendir.

Belirti zamanlaması, tutulan zincire göre değişir. Alfa zinciri hem dölüt hem erişkin biçiminde bulunduğundan alfa bozuklukları doğumda belirti verir; ağır biçimi doğum öncesi ölümle sonuçlanır. Beta zinciri doğumdan sonra devreye girdiğinden, beta bozuklukları ilk aylarda ortaya çıkar.

Orak hücreli anemide, oksijen düşüklüğünde molekül polimerleşir ve alyuvar biçim değiştirir. Sonuçta damar tıkanıklığı, ağrılı krizler, akut göğüs sendromu, inme, dalak işlev kaybı ve ilerleyici organ hasarı gelişir. Dalak işlevinin erken kaybolması, kapsüllü bakterilerle ağır enfeksiyon riskini artırır; bu nedenle aşılama ve koruyucu antibiyotik uygulaması yaşamsaldır. Bu ayrıntının atlanması, çocukluk çağı ölümlerinin önlenebilir bir nedenidir.

Ağrılı krizlerde en sık yapılan hata, ağrının hafife alınması ve tedavinin geciktirilmesidir. Ateş eşlik ediyorsa enfeksiyon acil kabul edilir. Ani ortaya çıkan nefes darlığı ve göğüs ağrısı, akut göğüs sendromu açısından değerlendirilmelidir; bu tablo hastalığın önde gelen ölüm nedenidir.

Ağır beta talasemide etkisiz kan yapımı, kemik iliği genişlemesi, iskelet değişiklikleri ve dalak büyümesine yol açar. Düzenli transfüzyon gerektiren hastalarda demir birikimi kaçınılmazdır; kalp, karaciğer ve endokrin bezleri etkiler. Demir şelasyon tedavisine uyum, yaşam süresini belirleyen en önemli etkendir. Ayrıca transfüzyon almayan hastalarda da bağırsak emiliminin artmasıyla demir birikimi gelişebilir; bu, sık gözden kaçan bir noktadır.

Tanıda tam kan sayımı, periferik yayma, hemoglobin elektroforezi, yüksek basınçlı sıvı kromatografisi ve genetik inceleme kullanılır. Taşıyıcılığın demir eksikliği anemisi sanılarak gereksiz demir tedavisi verilmesi yaygın bir hatadır; buna karşılık demir eksikliğinin taşıyıcılık göstergelerini gizleyebileceği de unutulmamalıdır.

Tedavide transfüzyon, demir şelasyonu, hidroksiüre ile fetal hemoglobin üretiminin artırılması, enfeksiyondan korunma ve organ hasarının izlemi yer alır. Kök hücre nakli ve gen tedavileri seçilmiş hastalarda kalıcı çözüm sunar.

Evlilik öncesi tarama ve genetik danışmanlık, toplum düzeyinde en etkili önleme yöntemidir.

Eş anlamlılar

  • Hemoglobin hastalıkları

İlgili terimler

Kaynaklar

  1. Hoffman R ve ark., Hematology: Basic Principles and Practice, 8. baskı, 2023.