Pons
Pons (İng. pons; Lat. pons "köprü"), beyin sapının orta bölümüdür. Mezensefalon ile bulbus arasında yer alır ve serebellumla yoğun bağlantı kurar.
Etimoloji
Latince köprü anlamındaki pons sözcüğünden gelir; ön yüzündeki enine liflerin iki serebellar yarımküre arasında köprü oluşturmasına göndermedir.
Klinik bağlam
Yapı, önde bazis pontis ve arkada tegmentum olmak üzere iki bölümde incelenir. Bazis pontis, inen kortikospinal ve kortikobulbar lifleri ile pontin çekirdekleri barındırır; buradan çıkan lifler orta serebellar pedinkül aracılığıyla serebelluma ulaşır. Tegmentumda beşinci, altıncı, yedinci ve sekizinci kraniyal sinir çekirdekleri, retiküler formasyonun bir bölümü, çıkan duyu yolları ve solunum ritmini düzenleyen nöron grupları yer alır.[1]
Damarlanması baziler arterin dallarıyla sağlanır. Bu damarların tıkanması özgün sendromlara yol açar. Millard-Gubler sendromunda aynı tarafta fasiyal paralizi ve abdusens felci ile karşı tarafta hemiparezi görülür. Foville sendromunda buna bakış felci eklenir. Lateral pontin sendromda aynı tarafta yüz duyusu kaybı, işitme kaybı, ataksi ve karşı tarafta vücut duyusu kaybı bulunur. Bu çapraz bulgular — aynı tarafta kraniyal sinir, karşı tarafta ekstremite tutulumu — beyin sapı lezyonunun en güvenilir göstergesidir.
Kilitlenme sendromu, pons düzeyindeki lezyonların en çarpıcı sonucudur: bazis pontisin iki taraflı hasarıyla inen motor yollar kesilir; hasta uyanık ve tümüyle farkında olduğu hâlde konuşamaz ve hareket edemez, yalnızca dikey göz hareketleri ve göz kırpmayla iletişim kurabilir. Bu tablonun koma sanılması ciddi bir bakım ve iletişim hatasıdır; bilinç bozukluğu değerlendirilen her hastada dikey göz hareketlerinin ve göz kırpmanın sorgulanması gerekir.
Pons, bilinç açısından da kritiktir. Yükselen retiküler aktive edici sistem buradan geçtiğinden, tegmentumdaki küçük bir lezyon derin bilinç bozukluğuna yol açabilir. Pupil bulguları yerleşimi gösterir: pontin lezyonlarda pupiller ileri derecede küçük ancak ışığa yanıtlıdır; bu bulgu, opioid etkisiyle karışabileceğinden dikkatle değerlendirilmelidir. Solunum örüntüsündeki değişiklikler — apnöstik ve küme biçiminde solunum — de bu düzeyi düşündürür.
Ozmotik demiyelinizasyon sendromu, klasik olarak pons merkezinde yerleşir. Hiponatreminin aşırı hızlı düzeltilmesi sonucu gelişir; kronik hiponatremisi olan, malnütrisyonlu, alkol kullanan ve karaciğer hastalığı bulunan hastalarda risk yüksektir. Tablo, sodyum düzeltildikten günler sonra ortaya çıkar: dizartri, yutma güçlüğü, dörtlü felç, bilinç bozukluğu ve kilitlenme sendromu gelişebilir. Bu nedenle sodyum düzeltme hızının günlük sınırlar içinde tutulması, yoğun bakımın temel güvenlik kurallarındandır.
Diğer klinik tablolar arasında pontin kanama — ani koma, çok küçük pupiller ve dörtlü felçle seyreder ve yüksek ölüm oranı taşır —, baziler arter trombozu, pontin gliomlar, multipl sklerozun demiyelinizan plakları ve santral pontin lezyonlar bulunur. Trigeminal nevraljinin bir bölümünde, sinir kökünün pons çıkışında damar tarafından sıkıştırılması sorumludur.
Beyin ölümü değerlendirmesinde pons kaynaklı refleksler — kornea refleksi, okülosefalik ve okülovestibüler yanıtlar — incelenir; bu reflekslerin yokluğu aranan bulgular arasındadır. Değerlendirmenin geçerli olabilmesi için sedatif etkisi, hipotermi ve metabolik bozuklukların dışlanmış olması gerekir.
Görüntülemede pons, manyetik rezonans ile ayrıntılı değerlendirilir; ozmotik demiyelinizasyonda merkezî bölgede simetrik sinyal değişikliği tipik görünümü oluşturur.
Eş anlamlılar
- Pons Varolii
- Köprü
İlgili terimler
Kaynaklar
- ↑ Standring S (ed.), Gray's Anatomy: The Anatomical Basis of Clinical Practice, 42. baskı, 2020.