İçeriğe atla

Sistemik damar direnci

DrSozluk sitesinden

Sistemik damar direnci (İng. systemic vascular resistance), sistemik dolaşımda kan akımına karşı oluşan toplam dirençtir. Kan basıncının belirleyicilerinden biridir.

Etimoloji

Sistemik dolaşımda akıma karşı gösterilen direnci anlatan betimleyici bir terimdir.

Klinik bağlam

Direnç, büyük ölçüde arteriyollerde belirlenir; bu damarlar dolaşımın direnç damarları olarak adlandırılır. Akışkanlar mekaniğinin temel ilişkisine göre direnç, damar yarıçapının dördüncü kuvvetiyle ters orantılıdır: çaptaki küçük bir değişiklik dirençte çok büyük değişime yol açar. Bu, damar tonusunun neden bu denli güçlü bir düzenleyici olduğunu açıklar.[1]

Ortalama arter basıncı, kalp debisi ile bu direncin çarpımına yaklaşık olarak eşittir. Bu ilişkinin klinik anlamı büyüktür: aynı kan basıncı, yüksek debi-düşük direnç ya da düşük debi-yüksek direnç bileşimiyle oluşabilir. Bu nedenle kan basıncı tek başına dolaşım durumunu tanımlamaz; yalnızca basınca bakarak tedavi planlanması, şok tiplerinin ayırt edilmesinde sık yapılan bir hatadır.

Direnç, sinirsel ve hormonal etkenlerle düzenlenir. Sempatik uyarı alfa-1 reseptörleri üzerinden damar büzülmesi yapar; anjiyotensin II, antidiüretik hormon ve endotelin daraltıcı; nitrik oksit, prostasiklin, adenozin ve doku metabolitleri genişletici etkilidir. Yerel düzeyde metabolik gereksinim arttığında damarlar genişleyerek kan akımını artırır.

Şok tiplerinin ayrımında bu kavram merkezîdir. Dağılımsal şokta — sepsis, anaflaksi, nörojenik şok — direnç düşüktür ve debi çoğunlukla artmıştır; hasta sıcak deri ve geniş nabız basıncıyla gelir. Kardiyojenik ve hipovolemik şokta ise debi düşük, direnç telafi amacıyla yüksektir; deri soğuk ve soluktur, kapiller dolum uzamıştır. Obstrüktif şokta tablo düşük debi ile seyreder ve nedene özgü bulgular bulunur. Bu ayrım, yatak başı muayene, ultrason ve gerektiğinde ileri hemodinamik izlemle yapılır.

Tedavi seçimi doğrudan bu ayrıma dayanır. Düşük dirençli şokta yeterli sıvı verildikten sonra vazopressör kullanılır; birinci seçenek noradrenalindir. Vazopressin, farklı bir yolak üzerinden etki ederek katekolamin gereksinimini azaltır. Düşük debili şokta ise inotrop desteği ve nedene yönelik tedavi öne çıkar; bu hastada yalnızca damar daraltıcı kullanmak, ardyükü artırarak debiyi daha da düşürebilir.

Vazopressörlerin aşırı kullanımı zarar verir: mezenter ve parmak uçlarında iskemi, böbrek perfüzyonunun bozulması ve kalp debisinin düşmesi görülebilir. Bu nedenle hedef, yalnızca basınç değeri değil doku perfüzyonudur; laktat seyri, idrar çıkışı, kapiller dolum ve bilinç durumu izlenmelidir. Hipovolemisi düzeltilmemiş hastada yalnızca damar daraltıcıya dayanmak, basıncı düzeltirken perfüzyonu kötüleştirir.

Kronik durumlarda direncin artması, hipertansiyonun temel düzeneğidir ve zamanla sol ventrikül hipertrofisine yol açar. Direnci düşüren ilaçlar — anjiyotensin dönüştürücü enzim inhibitörleri, kalsiyum kanal blokerleri, alfa blokerler, doğrudan damar genişleticiler — bu nedenle hem hipertansiyonda hem kalp yetersizliğinde kullanılır. Kalp yetersizliğinde ardyükün azaltılması, atım hacmini artırarak belirtileri hafifletir.

Anestezi uygulamalarında damar direnci sık ve öngörülebilir biçimde değişir: indüksiyon ilaçları ve inhalasyon anestezikleri direnci düşürür; spinal ve epidural anestezide sempatik blokaj hipotansiyona yol açar. Bu değişikliklerin öngörülmesi, sıvı ve vazopressör planlamasının önceden yapılmasını sağlar.

Eş anlamlılar

  • SVR
  • Periferik damar direnci

İlgili terimler

Kaynaklar

  1. Hall JE, Hall ME, Guyton and Hall Textbook of Medical Physiology, 14. baskı, 2020.