Sfenoid kemik
Sfenoid kemik (İng. sphenoid bone; Lat. os sphenoidale; Yun. sphen "kama" + eidos "biçim"), kafa tabanının orta bölümünde yer alan, yarasa kanadını andıran biçimiyle diğer kafatası kemiklerinin çoğuyla eklemleşen tek kemiktir. Gövdesinde hipofiz bezini barındıran sella turcica ile sfenoid sinüs bulunur ve kanatlarındaki foramenlerden çok sayıda kranial sinir ile damar geçer.
Etimoloji
Terim Yunanca "kama, takoz" anlamındaki sphen ile "biçim" anlamındaki eidos sözcüklerinin birleşiminden gelir; kemiğin kafa tabanının merkezine kama gibi sıkışmış konumuna gönderme yapar. Sella turcica ("Türk eyeri") adlandırması, hipofizin yerleştiği çukurun eyer biçimindeki görünümünden kaynaklanır. Türkçede "temel kemik" veya "kama kemiği" karşılıkları kullanılmışsa da güncel literatürde Latince kökenli biçim yerleşiktir.
Klinik bağlam
Sfenoid kemik bir gövde, çift büyük ve küçük kanatlar ile çift pterigoid çıkıntıdan oluşur. Gövdenin üst yüzeyinde hipofizi barındıran sella turcica, arkasında dorsum sellae ve önünde optik kiazmanın uzandığı kiazmatik oluk yer alır; gövdenin arka bölümü oksipital kemikle birleşerek beyin sapının önünde uzanan clivus'u oluşturur. Gövde içindeki sfenoid sinüs, sfenoetmoidal reseste burun boşluğuna açılır ve endoskopik transsfenoidal hipofiz cerrahisinin doğal koridorudur. Küçük ve büyük kanatlar arasındaki superior orbital fissürden III, IV, VI ve trigeminal sinirin oftalmik dalı ile oftalmik ven geçer; küçük kanattaki optik kanaldan optik sinir ve oftalmik arter, büyük kanattaki foramen rotundumdan maksiller dal, foramen ovaleden mandibular dal, foramen spinozumdan ise orta meningeal arter geçer. Gövdenin yanlarında yer alan kavernöz sinüs içinden internal karotis arterin kavernöz segmenti ve aynı sinir kümesi seyreder; bu topografi, bölgedeki lezyonların karakteristik biçimde birden çok göz hareketi sinirini birlikte tutmasını açıklar. Küçük kanadın ucu (anterior klinoid çıkıntı) ve büyük kanadın yan yüzü, pterion bileşkesinde diğer kafatası kemikleriyle birleşir.[1]
Klinik açıdan en önemli patoloji grubu sellar ve parasellar lezyonlardır. Hipofiz adenomları, kraniyofarenjiom, Rathke kleft kisti, meningiom ve clivus yerleşimli kordoma bu bölgede sık görülür; suprasellar uzanım gösteren kitleler optik kiazmaya bası yaparak bitemporal hemianopsi, kavernöz sinüs invazyonu ise oftalmopleji ve yüzde duyu kusuru oluşturur. Hipofiz apopleksisi ani baş ağrısı, görme kaybı, oftalmopleji ve adrenal yetmezlik ile seyreden acil bir tablodur. Enfeksiyöz patolojiler arasında izole sfenoid sinüzit yer alır; sinsi seyreder ve kafa içi komplikasyonlara ilerleyebilir. Travmatik grupta sfenoid gövde ve kanat kırıkları, optik kanal kırığına bağlı travmatik optik nöropati, karotikokavernöz fistül ve pterion çevresindeki kırıkların orta meningeal arter yaralanmasıyla yol açtığı epidural hematom sayılabilir. Ayrıca sfenoid kanat meningiomları proptozis ve hiperostozis ile ortaya çıkabilir.
Değerlendirmede kemik anatomi ve sinüs havalanması için ince kesit bilgisayarlı tomografi, sellar-parasellar yumuşak doku ve damar komşulukları için kontrastlı manyetik rezonans görüntüleme temel yöntemlerdir; vasküler lezyon şüphesinde anjiyografik incelemeler eklenir. Hipofiz patolojilerinde görüntülemenin yanı sıra hormonal değerlendirme ve görme alanı muayenesi zorunludur. Yönetim çok disiplinlidir; endoskopik endonazal transsfenoidal yaklaşım seçilmiş orta hat lezyonlarında standart hale gelmiştir ve preoperatif planlamada sinüs pnömatizasyon tipi, interkarotid mesafe ile karotis kanalı ve optik sinir üzerindeki kemik dehisanslarının tanınması belirleyicidir.[2]
Anesteziyoloji ve yoğun bakım açısından, transsfenoidal cerrahi sonrası diabetes insipidus, beyin omurilik sıvısı kaçağı ve havayolu-nazal tampon ilişkili sorunlar yakın izlem gerektirir; kafa tabanı kırığı şüphesinde nazogastrik sonda ve nazotrakeal entübasyondan kaçınılması temel bir güvenlik kuralıdır. Ayrıca sella bölgesi cerrahisi sonrası adrenal yetmezlik olasılığı perioperatif dönemde gözetilmelidir.
Klinik tuzaklar arasında en sık olanı, izole sfenoid sinüzitin yalnızca inatçı ve lokalize edilemeyen baş ağrısıyla seyredip günler-haftalar boyunca gözden kaçmasıdır. Hipofiz apopleksisi subaraknoid kanama veya menenjitle karışabilir; bu olgularda görme muayenesi ve hormonal değerlendirme gecikmemelidir. Boş sella görünümü sıklıkla raslantısaldır ve tek başına patoloji anlamına gelmez. Sfenoid sinüsün pnömatizasyon derecesi kişiden kişiye çok değişkendir; konkal tip sinüste transsfenoidal koridor dardır. Onodi (sfenoetmoidal) hücresi varlığında optik sinir etmoid hücreye komşu seyredebilir ve cerrahi sırasında yaralanma riski artar. Son olarak, bitemporal görme alanı kaybı erken dönemde hasta tarafından fark edilmeyebilir; bu nedenle sellar kitle şüphesinde görme alanı testi rutin olarak istenmelidir.
Eş anlamlılar
- Temel kemik
- Os sphenoidale