Yeniden beslenme sendromu
Yeniden beslenme sendromu (İng. refeeding syndrome), uzun süre aç kalmış ya da ağır beslenme yetersizliği bulunan hastalarda beslenmeye yeniden başlandığında ortaya çıkan, başta hipofosfatemi olmak üzere ağır elektrolit ve sıvı kaymalarıyla seyreden tablodur. Tanınmadığında kalp, solunum ve sinir sistemi yetmezliğiyle ölümcül seyredebilir.
Etimoloji
Adlandırma, tablonun tetikleyicisini doğrudan belirtir: açlık sonrası "yeniden beslenme". Sendrom, İkinci Dünya Savaşı sonrasında uzun süre aç kalmış tutsakların beslenmeye başlanmasının ardından görülen ani ölümlerle tanımlanmıştır.
Klinik bağlam
Açlık sırasında vücut, enerji kaynağı olarak glukoz yerine yağ ve proteine yönelir; insülin salgısı baskılanır, glukagon egemen hale gelir. Bu dönemde hücre içi fosfat, potasyum ve magnezyum depoları tükenir, ancak kan düzeyleri hücrelerden dışarı kayma nedeniyle normale yakın kalır — bu nedenle açlık döneminde ölçülen değerler yanıltıcıdır. Beslenmeye, özellikle karbonhidrattan zengin biçimde başlandığında insülin ani biçimde yükselir; insülin, glukozla birlikte fosfat, potasyum ve magnezyumu hücre içine sürükler ve kan düzeyleri hızla düşer. Aynı anda insülin böbrekte sodyum ve su tutulmasına yol açarak sıvı yüklenmesi yaratır.[1]
Fosfatın düşmesi tablonun merkezindedir. Adenozin trifosfat ve 2,3-difosfogliserat üretimi için gerekli olan bu iyonun eksikliği, hücresel enerji üretimini ve dokulara oksijen sunumunu birlikte bozar. Sonuçta kalp kasının kasılma gücü azalır ve aritmiler ortaya çıkar; solunum kaslarının güçsüzleşmesi solunum yetmezliğine ya da ventilatörden ayırma güçlüğüne yol açar; sinir sisteminde bilinç bulanıklığı, nöbet ve parestezi görülür. Hipokalemi ve hipomagnezemi aritmi riskini artırır; magnezyum eksikliği ayrıca potasyumun yerine konmasını dirençli hale getirir. Tiamin, karbonhidrat metabolizmasının kofaktörüdür ve tükenmiş depolar üzerine yüklenen glukoz, Wernicke ensefalopatisini tetikleyebilir.
Risk grupları tanımlanmıştır: belirgin kilo kaybı olanlar, düşük vücut kitle indeksi bulunanlar, uzun süre çok az beslenmiş ya da hiç beslenmemiş hastalar, kronik alkol kullananlar, anoreksiya nervoza hastaları, bariatrik cerrahi geçirenler, kontrolsüz diyabetliler, kanser hastaları, malabsorpsiyon sendromları ve uzun süre diüretik, insülin ya da antasit kullananlar. Yoğun bakımda uzun süre beslenemeyen hastalar da bu kapsamdadır.
Yönetimin temel ilkesi, riskin önceden belirlenmesi ve beslenmeye ölçülü başlanmasıdır. Kalori yükü düşük tutularak başlanır ve birkaç gün içinde kademeli olarak artırılır; hız, elektrolit yanıtına göre ayarlanır. Beslenmeye başlamadan önce ve başladıktan sonra fosfat, potasyum ve magnezyum yakından izlenir ve düşen değerler gecikmeden yerine konur. Elektrolit bozukluğunun varlığı beslenmenin tümüyle durdurulmasını gerektirmez; genellikle yerine koyma ile birlikte beslenmenin sürdürülmesi ya da hızının azaltılması yeterlidir. Tiamin, beslenmeden önce başlanmalı ve birkaç gün sürdürülmelidir; diğer vitamin ve eser elementler de eklenir. Sıvı dengesi ve vücut ağırlığı günlük izlenir, kalp yetmezliği bulguları açısından hasta değerlendirilir.[2]
Sendrom, beslenme yolundan bağımsız olarak gelişebilir; oral, enteral ve parenteral beslenmenin tümü tetikleyici olabilir. Hatta damar yolundan verilen dekstroz içeren sıvılar bile riskli hastada tabloyu başlatabilir; bu, sıkça gözden kaçan bir noktadır.
Klinik tuzakların başında, ağır beslenme yetersizliği olan hastada "kaybı hızla telafi etme" güdüsüyle yüksek kalorili beslenmeye başlanması gelir. Bir diğeri, beslenme öncesi ölçülen normal elektrolit değerlerine güvenilerek riskin yok sayılmasıdır; asıl tehlike, beslenme başladıktan sonraki ilk günlerde ortaya çıkar. Ayrıca ağırlık artışının beslenme başarısı sanılması sık bir yanılgıdır; ilk günlerdeki artış çoğunlukla sıvı tutulmasını yansıtır.
Eş anlamlılar
- Refeeding sendromu
- Yeniden besleme sendromu