İçeriğe atla

Dopamin

DrSozluk sitesinden

Dopamin (İng. dopamine; DOPA + amine), katekolaminler ailesinin ilk üyesi olan, hem santral sinir sisteminde hareket, ödül, motivasyon ve prolaktin salgısının düzenlenmesinde görev yapan nörotransmitter hem de dopaminerjik, beta ve alfa adrenerjik reseptörleri doza bağımlı biçimde uyaran vazoaktif ilaçtır; noradrenalin ve adrenalinin biyosentetik öncülüdür.

Etimoloji

Öncül molekülü 3,4-dihidroksifenilalaninin kısaltması olan DOPA ile amonyak türevi azotlu bileşikleri belirten amin ekinin birleşiminden türetilmiştir; dopaminin bağımsız bir nörotransmitter olduğunun gösterilmesi Arvid Carlsson'a 2000 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü'nü kazandırmıştır.

Klinik bağlam

Dopamin, tirozinden tirozin hidroksilaz ve DOPA dekarboksilaz basamaklarıyla sentezlenir; geri alım taşıyıcısı (DAT) ile monoamin oksidaz ve katekol-O-metiltransferaz yıkımıyla sonlandırılır. Santral sinir sisteminde dört ana yolak klinik önem taşır: nigrostriatal yolak hareketin düzenlenmesini sağlar ve substantia nigra nöronlarının kaybı Parkinson hastalığının temelidir (tedavide kan-beyin bariyerini geçebilen öncül levodopa kullanılır, dopaminin kendisi geçemez); mezolimbik ve mezokortikal yolaklar ödül, motivasyon ve psikoz patofizyolojisinde rol alır (antipsikotiklerin D2 blokajı ve bağımlılık mekanizmalarının ortak paydası); tuberoinfundibuler yolak prolaktini baskılar ve D2 blokajı ile kesintiye uğradığında hiperprolaktinemi gelişir (dopamin agonistleri kabergolin ve bromokriptin, prolaktinomanın birinci basamak tedavisidir); area postrema uyarımı ise bulantı-kusmanın dopaminerjik bileşenini açıklar (metoklopramid ve domperidonun etki alanı).[1] Periferik farmakolojide dopamin, sürekli intravenöz infüzyonla doza bağımlı reseptör profili gösterir: düşük dozlarda (1–3 µg/kg/dk) dopaminerjik reseptörlerle renal ve splanknik vazodilatasyon, orta dozlarda (3–10) beta-1 aracılı inotropi, yüksek dozlarda (>10) alfa aracılı vazokonstriksiyon öne çıkar; ancak bireysel değişkenlik büyüktür ve "renal doz dopamin" kavramı, akut böbrek hasarını önlemediği ya da düzeltmediği randomize kanıtlarla gösterildiğinden terk edilmiştir.[2] Şok tedavisindeki yeri de gerilemiştir: noradrenalinle karşılaştırıldığında daha fazla taşiaritmiye yol açtığı ve kardiyojenik şok alt grubunda mortaliteyi artırdığı gösterildiğinden, güncel kılavuzlarda septik şok ve kardiyojenik şokta birinci seçenek değildir; seçilmiş bradikardik hipotansiyonda ve noradrenaline erişimin kısıtlı olduğu koşullarda alternatif olarak kalmıştır; bradikardi algoritmasında atropine yanıtsız olguda infüzyon seçenekleri arasında yer alır.[3] Başlıca istenmeyen etkiler taşikardi ve taşiaritmiler, miyokard iskemisi, bulantı, ekstravazasyonda doku nekrozu (fentolaminle tedavi edilir) ve uzamış infüzyonda prolaktin baskılanmasıyla immün-endokrin etkiler; ayrıca periferik dopamin karotis cisimciği duyarlılığını azaltarak hipoksik solunum yanıtını baskılayabilir. Tanısal alanda idrar ve plazma dopamin ile metaboliti homovanilik asit, nöroblastom ve dopamin salgılayan paraganglioma değerlendirmesinde ölçülür.[4]

Eş anlamlılar

  • 3,4-dihidroksifeniletilamin (kimyasal ad)
  • Dopamin hidroklorür (farmasötik tuz)

İlgili terimler

Kaynaklar

  1. Brunton LL, Knollmann BC (ed.), Goodman & Gilman's The Pharmacological Basis of Therapeutics, 14. baskı, McGraw Hill, 2023.
  2. Bellomo R, Chapman M, Finfer S ve ark., Low-dose dopamine in patients with early renal dysfunction: a placebo-controlled randomised trial (ANZICS), The Lancet, 2000.
  3. De Backer D, Biston P, Devriendt J ve ark., Comparison of Dopamine and Norepinephrine in the Treatment of Shock (SOAP II), New England Journal of Medicine, 2010.
  4. Loscalzo J, Fauci AS, Kasper DL ve ark. (ed.), Harrison's Principles of Internal Medicine, 21. baskı, McGraw Hill, 2022.