Omurilik
Omurilik (İng. spinal cord; Lat. medulla spinalis), beyin sapının devamı olarak omurga kanalı içinde uzanan merkezi sinir sistemi bölümüdür. Çıkan ve inen yolları taşır, segmental refleksleri yönetir ve otonom işlevleri düzenler.
Etimoloji
Türkçe adlandırma, yapının omurga içindeki ilik görünümünü belirtir; Latince medulla spinalis de aynı benzetmeyi taşır.
Klinik bağlam
Omurilik, erişkinde birinci-ikinci bel omuru düzeyinde sonlanır; bu noktanın altında kanal, kauda ekuina adı verilen sinir kökü demetiyle doludur. Bu anatomik gerçek, lomber ponksiyonun neden bu düzeyin altından yapıldığını ve neden aynı düzeydeki lezyonların omurilik değil kök tutulumu yarattığını açıklar. Ayrıca omurilik segmentleri ile omur düzeyleri birebir örtüşmez; aşağı inildikçe segment düzeyi omur düzeyinin üzerinde kalır — bu uyumsuzluk, görüntülemenin klinik düzeye göre planlanmasında dikkate alınmalıdır.[1]
İç yapı, klinik bulguların haritasını belirler. Ağrı ve ısı duyusu, girdiği segmentte hemen çaprazlaşarak karşı taraftaki spinotalamik yolla yükselir; dokunma, titreşim ve derin duyu ise aynı taraftan arka kordonlarla çıkar ve ancak bulbusta çaprazlaşır. Motor yollar (kortikospinal) yan kordonlarda seyreder ve aynı tarafı besler. Bu düzen, omuriliğin yarısının etkilendiği Brown-Séquard sendromunun açıklamasıdır: lezyon tarafında motor ve derin duyu kaybı, karşı tarafta ağrı-ısı kaybı görülür. Siringomiyelide merkezi genişleme çaprazlaşan lifleri keserek "pelerin tarzı" ayrışmış duyu kaybı yaratır.
Damarlanma, klinik açıdan kritik bir zayıflık noktasıdır. Ön spinal arter, omuriliğin ön üçte ikisini besler ve tek bir damardır; tıkanması motor işlev ile ağrı-ısı duyusunun kaybına yol açarken, arka kordonlarca taşınan derin duyu korunur. Bu ayrışmış tablo, ön spinal arter sendromunun tanısal imzasıdır. Aort cerrahisi, aort diseksiyonu ve uzun süreli hipotansiyon, omurilik iskemisinin başlıca nedenleridir.
Lezyonların klinik sunumu düzeye göre değişir. Yüksek servikal tutulumda solunum kasları etkilenir ve solunum yetmezliği gelişir. Torakal düzeyin üzerindeki lezyonlarda sempatik denetim kesintiye uğrar; nörojenik şok, bradikardi ve hipotansiyon ile seyreder ve hipovolemik şoktan ayırt edilmelidir. Akut dönemde spinal şok nedeniyle refleksler kaybolur ve tonus azalır; spastisite ancak günler-haftalar içinde yerleşir. Bu geçici evre, üst ve alt motor nöron ayrımını erken dönemde güvenilmez kılar.
Nedenler travmatik ve travmatik olmayan olarak ayrılır; ikinci grupta bası (disk hernisi, tümör, apse, epidural hematom), inflamatuvar tablolar, iskemi, demiyelinizasyon ve metabolik nedenler bulunur. Değerlendirmede seçkin yöntem manyetik rezonans görüntülemedir. Akut bası, cerrahi acildir; zaman geçtikçe iyileşme olasılığı azalır.
Yoğun bakım ve anestezi açısından birkaç ilke belirleyicidir. Travma hastasında omurga stabilizasyonu, aksi gösterilene dek sürdürülür. Yaralanma sonrası ilk günlerden itibaren gelişen denervasyon nedeniyle süksinilkolin yaşamı tehdit eden hiperkalemiye yol açabilir ve kaçınılır. Nörojenik şokta vazopresör desteği gerekir; perfüzyon basıncının korunması, ikincil hasarın önlenmesinde önemlidir. Yüksek lezyonlarda otonom disrefleksi gelişebilir: mesane distansiyonu ya da ağrılı uyaran, denetimsiz sempatik boşalma ile ağır hipertansiyon yaratır ve uyaranın giderilmesi tedavinin ilk adımıdır.[2]
Klinik tuzakların başında, duyu düzeyinin aranmaması ve tablonun polinöropati sanılması gelir. Bir diğeri, spinal şok evresindeki gevşek felcin alt motor nöron hastalığı olarak yorumlanmasıdır.
Eş anlamlılar
- Medulla spinalis
- Spinal kord