Plasenta
Plasenta (İng. placenta; Lat. placenta, yassı kek), gebelikte anne ile bebek arasında madde alışverişini sağlayan geçici organdır.
Etimoloji
Latince placenta (yassı kek) sözcüğünden gelir; organın biçimini anlatır.
Klinik bağlam
Organ, bebeğe ait koryon dokusu ile anneye ait rahim iç tabakasından oluşur. İki dolaşım birbirine karışmaz; alışveriş, ince bir engel üzerinden yayılım, etkin taşıma ve hücre içine alma yollarıyla gerçekleşir.[1]
Görevleri gaz alışverişi, besin aktarımı, atık uzaklaştırma, hormon üretimi ve kısmi bağışıklık koruması sağlamaktır. Ürettiği insan koryonik gonadotropini gebeliğin sürdürülmesini sağlar ve gebelik testlerinin temelidir; östrojen ve progesteron üretimi ise gebeliğin ilerleyen dönemlerinde bu organa geçer.
Yerleşim bozuklukları önemli klinik sorunlara yol açar. Plasenta previada organ, rahim ağzını örter; üçüncü üç aylık dönemde ağrısız parlak kanamayla ortaya çıkar. Bu durumda vajinal muayene yapılmaması temel bir güvenlik kuralıdır; muayene, ölümcül kanamayı tetikleyebilir. Tanı ultrasonografi ile konur.
Dekolman — erken ayrılma — ise ağrılı kanamayla seyreder; rahim sert ve hassastır ve kanamanın önemli bir bölümü dışarı çıkmayabilir. Bu nedenle dışarıdan görülen kanamanın azlığı, gerçek kayıp miktarını yansıtmaz. Bu tuzak, şokun geç fark edilmesinin başlıca nedenidir. Risk etkenleri hipertansiyon, preeklampsi, travma, sigara ve kokain kullanımıdır.
Yapışma anormallikleri — organın rahim duvarına anormal biçimde yapışması — önceki sezaryen sayısıyla birlikte artar; doğumda kitlesel kanamaya yol açar ve önceden tanınması yaşam kurtarıcıdır.
Plasenta yetmezliği, bebeğin gelişme geriliğine ve doğum eylemi sırasında toleransın azalmasına neden olur; Doppler incelemeleriyle değerlendirilir.
İlaç geçişi, klinik açıdan sürekli gözetilen bir konudur. Küçük, yağda çözünen ve proteine az bağlanan moleküller kolayca geçer. Bu nedenle gebede ilaç seçiminde yarar-zarar dengesi gözetilir. Ancak gerekli tedavilerin gereksiz yere kesilmesi de zararlıdır; denetimsiz epilepsi, astım ve hipotiroidi, ilaç riskinden daha büyük tehlike oluşturur.
Bulaşıcı etkenlerin bir bölümü bu yolla geçer ve doğumsal enfeksiyonlara yol açar; toksoplazmoz, sifiliz, sitomegalovirüs, kızamıkçık ve HIV enfeksiyonu başlıca örneklerdir. Gebelikte tarama ve tedavi, bu geçişi büyük ölçüde önler.
Doğumdan sonra organın tam olarak ayrılmaması, doğum sonrası kanamanın önemli nedenlerindendir; ayrılan dokunun bütünlüğünün incelenmesi standart uygulamadır.
Kordon kanı ve doku örnekleri, genetik incelemelerde ve kök hücre kaynağı olarak kullanılmaktadır.
Eş anlamlılar
- Son
- Eş
İlgili terimler
Kaynaklar
- ↑ Cunningham FG ve ark., Williams Obstetrics, 26. baskı, 2022.