Elektroensefalografi
Elektroensefalografi (EEG; İng. electroencephalography), beyin korteksindeki nöron topluluklarının oluşturduğu elektriksel etkinliğin saçlı deriye yerleştirilen elektrotlarla kaydedilmesi yöntemidir. Epilepsi tanısında, bilinç bozukluklarının değerlendirilmesinde ve yoğun bakımda beyin işlevinin izlenmesinde kullanılır.
Etimoloji
Terim, Yunanca enkephalos (beyin) ve graphein (yazmak) sözcüklerinin "elektro-" ön ekiyle birleşiminden oluşur; sözcük anlamıyla "beynin elektriksel yazımı" demektir. İnsanda ilk kayıt, 1929'da Alman psikiyatr Hans Berger tarafından gerçekleştirilmiştir.
Klinik bağlam
Kaydedilen sinyalin kaynağı, tek tek hücrelerin aksiyon potansiyelleri değil, kortekste dik olarak dizilmiş piramidal nöronların dendritlerinde eşzamanlı olarak oluşan postsinaptik potansiyellerdir. Bu nedenle EEG, senkronizasyona duyarlıdır: geniş nöron topluluklarının birlikte deşarj etmesi yüksek genlikli dalgalar üretirken, dağınık etkinlik düşük genlikli ve hızlı bir zemin oluşturur. Sinyaller frekans bantlarına göre adlandırılır; uyanık ve dinlenme durumunda arka bölgelerde beliren alfa ritmi, gözlerin açılmasıyla baskılanır. Uyanıklık düzeyi azaldıkça ve uykuya geçildikçe zemin yavaşlar. Bu genel ilke, yaygın yavaşlamanın ensefalopati ya da bilinç baskılanmasının, odaksal yavaşlamanın ise yapısal bir lezyonun göstergesi olarak yorumlanmasını sağlar.[1]
En yerleşik kullanım alanı epilepsidir. Nöbetler arası dönemde görülen diken, keskin dalga ve diken-dalga kompleksleri epileptiform etkinliği gösterir; bunların yerleşimi ve dağılımı, nöbetin odaksal mı yoksa yaygın mı başladığını ayırt etmeye ve sendrom tanımlamasına katkıda bulunur. Kayıt sırasında hiperventilasyon, aralıklı ışık uyarımı ve uykusuz bırakma gibi aktivasyon yöntemleri duyarlılığı artırır. Bununla birlikte normal bir EEG epilepsiyi dışlamaz; tek bir rutin kayıtta epileptiform etkinlik yakalanma olasılığı sınırlıdır ve yineleyen ya da uzun süreli kayıtlar gerekebilir. Tersine, epileptiform benzeri bazı normal varyantların nöbetle ilişkilendirilmesi, gereksiz ilaç başlanmasının bilinen bir nedenidir.
Yoğun bakımda yöntemin önemi giderek artmıştır. Açıklanamayan bilinç bozukluğu olan hastalarda, dışarıdan gözlenebilir motor bulgu vermeyen nonkonvülzif status epileptikus ancak EEG ile tanınabilir; bu tablo, konvülzif nöbet sonrası uyanmayan hastalarda, sepsis ve travmatik beyin hasarı zemininde beklenenden sıktır ve gecikmiş tanı sonuçları kötüleştirir. Sürekli EEG izlemi ayrıca refrakter status epileptikusta anestezik infüzyonun derinliğini yönlendirmek, subaraknoid kanama sonrası gecikmiş iskemiyi erken saptamak ve sedasyon düzeyini değerlendirmek için kullanılır. Kardiyak arrest sonrası nöroprognostikasyonda, baskılanmış zemin, reaktivite yokluğu ve burst-supresyon gibi örüntüler diğer bulgularla birlikte değerlendirilir; hiçbir EEG bulgusu tek başına karar gerekçesi yapılmaz.[2]
Yöntemin ameliyathanedeki uzantısı, işlenmiş EEG'ye dayanan anestezik derinlik izlemleridir; bu cihazlar ham sinyali tek bir sayısal indekse dönüştürür ve özellikle intraoperatif farkındalık riski taşıyan hastalarda kullanılır. Ayrıca karotis cerrahisi ve kardiyopulmoner baypas sırasında serebral iskeminin erken saptanmasında yararlanılır.
EEG'nin güçlü yanı, milisaniye düzeyinde zamansal çözünürlük sunması ve yatak başında yinelenebilir olmasıdır; başlıca kısıtı ise uzamsal çözünürlüğünün düşüklüğüdür. Derin yapılardan ve beyin sapından kaynaklanan etkinlik yüzey elektrotlarına yansımaz; bu nedenle normal bir kayıt, derin lezyonları ya da beyin sapı işlev bozukluğunu dışlamaz.
Klinik tuzakların başında artefaktların patoloji sanılması gelir: göz hareketleri, kas etkinliği, terleme, elektrot teması bozuklukları ve çevredeki cihazlar sıklıkla yanıltıcı desenler yaratır. Bir diğeri, hipotermi, sedatif ilaçlar ve ağır metabolik bozuklukların EEG'yi belirgin biçimde baskılaması; bu koşullar düzeltilmeden yapılan yorumların, özellikle prognoz değerlendirmesinde, ciddi hatalara yol açmasıdır.
Eş anlamlılar
- EEG
- Beyin dalgası kaydı