İçeriğe atla

Antitrombotik

DrSozluk sitesinden
12.48, 26 Ağustos 2026 tarihinde Serkan (mesaj | katkılar) tarafından oluşturulmuş 1201 numaralı sürüm (Bot: yeni madde)
(fark) ← Önceki sürüm | Güncel sürüm (fark) | Sonraki sürüm → (fark)

Antitrombotik (İng. antithrombotic), pıhtı oluşumunu önleyen ya da azaltan ilaçların genel adıdır.

Etimoloji

Pıhtıya karşı etkiyi belirten adından türetilmiştir.

Klinik bağlam

Terim üç ilaç grubunu kapsar: antiagreganlar, antikoagülanlar ve trombolitikler. Bu ayrımın yapılması klinik açıdan belirleyicidir; çünkü kullanım alanları farklıdır.[1]

Ayrımın temeli, arteriyel ve venöz pıhtıların farklı yapıda olmasıdır. Arteriyel pıhtı ağırlıklı olarak trombositlerden oluşur — beyaz pıhtı; venöz pıhtı ise fibrin ve alyuvar bakımından zengindir — kırmızı pıhtı. Bu nedenle arteriyel olaylarda antiagreganlar, venöz tromboembolizmde ise antikoagülanlar öne çıkar. Bu ilkenin gözden kaçması, yanlış ilaç seçimine yol açar.

Antiagreganlar trombosit etkinleşmesini engeller; aspirin, klopidogrel, prasugrel ve tikagrelor başlıcalarıdır. Miyokard infarktüsü, koroner girişim sonrası dönem, iskemik inme ve periferik arter hastalığında kullanılır.

Antikoagülanlar pıhtılaşma kaskadını hedefler; heparinler, varfarin ve doğrudan oral antikoagülanlar bu gruptadır. Derin ven trombozu, pulmoner emboli, atriyal fibrilasyon ve mekanik kapak taşıyan hastalarda kullanılır.

Trombolitikler oluşmuş pıhtıyı çözer; intravenöz tromboliz başlığı altında incelenir ve zaman duyarlı endikasyonlarda uygulanır.

Kombine kullanım, kanama riskini belirgin biçimde artırır. İkili antiagregan tedavi, üçlü tedavi ve antikoagülan ile antiagreganın birlikte kullanımı ancak kesin endikasyonlarda ve mümkün olan en kısa süreyle uygulanmalıdır. Atriyal fibrilasyonu bulunan ve koroner stent takılan hastalarda güncel yaklaşım, üçlü tedavi süresinin kısaltılması yönündedir.

Kanama riskini artıran etkenler bilinmelidir: ileri yaş, böbrek yetmezliği, karaciğer hastalığı, anemi, önceki kanama öyküsü, peptik ülser, denetimsiz hipertansiyon, alkol kullanımı ve nonsteroid antienflamatuvar ilaçlar ile birlikte kullanım. Riskli hastalarda proton pompası inhibitörü eklenmesi sindirim sistemi kanamasını azaltır.

Önemli bir ilke, kanama riski puanlarının tedaviyi engellemek için değil, düzeltilebilir risk etkenlerini belirlemek için kullanılmasıdır. Bu ayrımın bilinmemesi, koruma sağlayabilecek hastaların tedavisiz bırakılmasına yol açar.

Girişim öncesi yönetim, kanama ile tromboz riski tartılarak planlanır. Tanısal işlemlerin çoğu ilaç kesilmeden yapılabilir. Köprüleme tedavisi, eskiden yaygınken günümüzde yalnızca yüksek tromboz riski taşıyan seçilmiş hastalarda önerilir; gereksiz köprüleme kanamayı artırır. Stent takılmış hastalarda antiagregan tedavinin erken kesilmesi stent trombozuna yol açar ve elektif cerrahiler ertelenmelidir.

Nöroaksiyel girişimlerde ilaçlara özgü bekleme sürelerine hem uygulama hem kateter çekimi öncesinde uyulması zorunludur; bu kural, epidural hematomu önleyen tek yöntemdir.

Geri döndürme seçenekleri bilinmelidir: varfarin için K vitamini ve protrombin kompleksi konsantresi, heparin için protamin, dabigatran için idarusizumab, faktör Xa inhibitörleri için andeksanet alfa ya da protrombin kompleksi. Antiagreganların özgül antidotu yoktur; yaşamı tehdit eden kanamada trombosit süspansiyonu düşünülebilir ancak etkinliği sınırlıdır.

Kanama sonrası tedavinin yeniden başlatılması kararı, iskemi riskine göre ve gecikmeden değerlendirilmelidir; kalıcı kesilme, tromboz riskini artırır.

Eş anlamlılar

  • Pıhtı önleyici ilaçlar

İlgili terimler

Kaynaklar

  1. Brunton LL ve ark. (ed.), Goodman & Gilman's The Pharmacological Basis of Therapeutics, 13. baskı, 2018.