İskelet kası
İskelet kası (İng. skeletal muscle; Lat. musculus skeleti; Yun. skeletos "kurutulmuş, iskelet"), istemli kontrol altında çalışan, çizgili görünümlü ve genellikle tendonlar aracılığıyla kemiklere tutunan kas dokusudur. Vücut hareketini, postürü, solunum mekaniğini ve ısı üretiminin önemli bölümünü sağlar; erişkinde vücut kütlesinin yaklaşık %40'ını oluşturur.
Etimoloji
Latince musculus sözcüğü "küçük fare" anlamına gelir ve deri altında hareket eden kas karnının fareyi andıran görünümünden esinlenilmiştir. "İskelet" ise Yunanca "kurutulmuş beden" anlamındaki skeletos sözcüğünden gelir. "Çizgili kas" (İng. striated muscle) adlandırması, ışık mikroskobunda görülen açık ve koyu bantlaşmanın ilk histolojik betimlemelerine dayanır; bu görünüm iskelet kasını düz kastan ayırırken, kalp kası da çizgili olmakla birlikte istemsiz çalışır.
Klinik bağlam
İskelet kası, embriyonik miyoblastların füzyonuyla oluşan çok çekirdekli, uzun silindirik liflerden meydana gelir; çekirdekler perifere itilmiştir ve rejenerasyondan sorumlu uydu (satellit) hücreleri bazal lamina altında yerleşiktir. Her lif, temel kasılma birimi olan sarkomerlerin uç uca dizilmesiyle oluşan miyofibrillerle doludur. Kasılma, kalın (miyozin) ve ince (aktin) filamentlerin birbiri üzerinde kayması ilkesine dayanır; kalsiyumun troponin C'ye bağlanmasıyla tropomiyozinin aktin üzerindeki bağlanma bölgelerini açması süreci başlatır ve ATP hidrolizi çapraz köprü döngüsünü sürdürür. Uyarı, motor sinir ucundan nöromüsküler kavşak aracılığıyla iletilir; T tübüllerindeki dihidropiridin reseptörü ile sarkoplazmik retikulumdaki riyanodin reseptörünün mekanik eşleşmesi kalsiyum salınımını tetikler ki bu sürece eksitasyon-kontraksiyon eşleşmesi denir.[1]
İşlevsel birim, bir motor nöron ve uyardığı tüm liflerden oluşan motor ünitedir; ince hareket gerektiren kaslarda bir nöron az sayıda lifi, büyük postür kaslarında ise yüzlerce lifi uyarır. Kuvvet, motor ünite toplanması ve uyarı frekansının artırılmasıyla derecelendirilir. Lifler oksidatif kapasite ve kasılma hızına göre yavaş seğiren tip I ile hızlı seğiren tip II olarak sınıflandırılır; dayanıklılık ile güç antrenmanına verilen uyum farkları bu ayrıma dayanır. Enerji, kısa süreli maksimal efor için kreatin fosfat ve anaerobik glikoliz, sürekli aktivite için oksidatif fosforilasyon yoluyla sağlanır.
Klinik olarak iskelet kası patolojileri, kaynağına göre kasın kendisinden (miyopatiler, musküler distrofiler, inflamatuvar miyozitler), kavşaktan (myastenia gravis), sinirden ya da ön boynuz hücresinden köken alabilir; proksimal simetrik güçsüzlük ve yüksek kreatin kinaz düzeyi kas kaynaklı süreci düşündürür. Değerlendirmede öykü, kas gücü muayenesi, serum kreatin kinaz, elektromiyografi, kas manyetik rezonans görüntülemesi ve seçilmiş olgularda kas biyopsisi ile genetik testler kullanılır. Ağır kas hasarında miyoglobin ve elektrolitlerin dolaşıma geçmesiyle rabdomiyoliz gelişir; bu tablo hiperkalemi ve akut böbrek hasarı açısından acil izlem gerektirir. Kapalı fasyal bölmelerdeki basınç artışı kompartman sendromuna yol açarak iskemi ve nekroz oluşturur.[2]
Anesteziyoloji ve yoğun bakım açısından kasın farmakolojik davranışı özellikle önemlidir. Riyanodin reseptörü mutasyonu taşıyan bireylerde halojenli ajanlar ve süksinilkolin kontrolsüz kalsiyum salınımıyla malign hiperterme yol açar. Uzun süreli immobilizasyon, denervasyon, yanık ve ağır sepsiste ekstrajonksiyonel asetilkolin reseptörlerinin artması, süksinilkoline yanıt olarak ölümcül hiperkalemi riskini doğurur. Kritik hastalarda gelişen kas kaybı ve zayıflık (yoğun bakım kaynaklı güçsüzlük) ventilatörden ayrılmayı geciktiren temel etkenlerdendir; immobilite, inflamasyon ve katabolizmanın birlikte etkisiyle günler içinde belirgin kas kütlesi kaybı olur ve erken mobilizasyon bunu sınırlamada temel yaklaşımdır.
Önemli klinik tuzaklar arasında kreatin kinaz yüksekliğinin egzersiz, travma, intramüsküler enjeksiyon ve statin kullanımı gibi kas dışı nedenlerle de görülebilmesi; normal kreatin kinaz düzeyinin miyopatiyi dışlamaması; ve yaşlıda kas kütlesi azaldığı için serum kreatinin düzeyinin böbrek işlevini olduğundan iyi göstermesi sayılabilir. Ayrıca kompartman sendromunda nabız varlığı tanıyı dışlamaz ve rabdomiyolizde idrar tetkikinde "kan" pozitifliği görülürken mikroskopide eritrosit bulunmaması karakteristik bir ipucudur.
Eş anlamlılar
- Çizgili kas
- İstemli kas
- Striyated kas