Oksipital kemik
Oksipital kemik (İng. occipital bone; Lat. os occipitale; ob- "karşı" + caput "baş"), kafatasının arka-alt bölümünü oluşturan, foramen magnumu çevreleyen tek ve yassı kemiktir. Arka kraniyal fossanın tabanını ve arka duvarını yapar; omurga ile kafatası arasındaki eklemsel bağlantıyı sağlar.
Etimoloji
Latince os ("kemik") ile occipitale sözcüklerinin birleşimidir; occiput terimi ob- ("karşı, arkasında") ve caput ("baş") ögelerinden türeyerek "başın arkası" anlamına gelir. Türkçede "artkafa kemiği" karşılığı da kullanılır. Kemik üzerindeki clivus ("eğim, yamaç") ve protuberantia occipitalis externa gibi adlandırmalar da doğrudan Latince biçim betimlemelerine dayanır.
Klinik bağlam
Oksipital kemik, foramen magnum çevresinde dört bölümden oluşur: önde bazilar bölüm (pars basilaris), yanlarda iki kondiler bölüm (pars lateralis) ve arkada geniş skuamöz bölüm (squama occipitalis). Bazilar bölüm sfenoid kemikle birleşerek yaklaşık 25 yaş civarında kemikleşen sfeno-oksipital senkondrozu oluşturur ve bu birleşme yüzeyi beyin sapının önünde uzanan clivus'u meydana getirir. Kondiller atlasla eklemleşerek atlanto-oksipital eklemi kurar; hemen üzerlerinde XII. kranial sinirin geçtiği hipoglossal kanal, arkalarında ise emisser ven taşıyan kondiler kanal bulunur. Skuamöz bölümde dış yüzeydeki eksternal oksipital protuberans ve nukal çizgiler boyun kaslarına, iç yüzeydeki oluklar ise superior sagittal, transvers ve sigmoid sinüslere ev sahipliği yapar. Kemik, lambdoid sütur ile pariyetal kemiklere, oksipitomastoid sütur ile temporal kemiğe komşudur; yenidoğanda arka fontanel bu bileşkede yer alır ve genellikle ilk aylarda kapanır.[1]
Klinik olarak en sık karşılaşılan patoloji travmadır. Oksipital kemik kırıkları yüksek enerjili darbelerle oluşur ve altta yatan venöz sinüs yaralanmasına bağlı epidural hematom, serebellar kontüzyon ya da kafa tabanı uzanımı açısından dikkat gerektirir. Oksipital kondil kırıkları servikal travma serilerinde ince kesit görüntüleme yaygınlaşmadan önce sıklıkla atlanmıştır; sınıflandırmada parçalı, taban kırığı uzanımlı ve alar ligaman avulsiyonu tipleri ayırt edilir ve son grup instabil kabul edilir. Atlanto-oksipital dislokasyon, bu bölgenin en ağır travmatik lezyonu olup çoğu olguda ölümcüldür. Gelişimsel ve dejeneratif patolojiler arasında bazilar invajinasyon, platibazi, Chiari malformasyonu ve kraniyoservikal instabilite yer alır; neoplastik grupta ise clivus yerleşimli kordoma, kondrosarkom ve metastazlar bulunur. Enfeksiyöz nedenlerden malign eksternal otitin kafa tabanına yayılımı, aşağı kranial sinir tutulumuyla seyredebilir.
Değerlendirmede kemik ayrıntı için ince kesit bilgisayarlı tomografi, ligamentöz bütünlük, nöral yapılar ve yumuşak doku için manyetik rezonans görüntüleme tamamlayıcıdır; kraniyometrik ölçümler (Chamberlain, McGregor ve McRae çizgileri) bazilar invajinasyonun tanımlanmasında kullanılır. Yönetim etiyolojiye göre değişir; instabil lezyonlarda immobilizasyon ve cerrahi stabilizasyon, kitle lezyonlarında çok disiplinli onkolojik yaklaşım esastır.[2]
Anesteziyoloji ve yoğun bakım açısından, oksipital bölge yaralanması olan ya da kraniyoservikal instabilite şüphesi taşıyan hastalarda havayolu yönetiminde boyun manipülasyonundan kaçınılması, manuel in-line stabilizasyon uygulanması ve baş-boyun hareketini azaltan tekniklerin tercih edilmesi standarttır. Yüzüstü ve oturur pozisyonda yapılan arka fossa cerrahilerinde bası yaralanmaları ile venöz hava embolisi riski özel izlem gerektirir. Uzun süreli sırtüstü yatan yoğun bakım hastalarında oksiput, bası yarası gelişimi açısından en yüksek riskli bölgelerden biridir.
Klinik tuzaklar arasında en önemlisi, direkt grafi ve standart kesitlerde oksipital kondil kırıklarının kolayca gözden kaçmasıdır; yüksek enerjili travmada bölgenin özel olarak incelenmesi gerekir. Bebeklerde arka bölgede görülen fizyolojik sütural varyantlar ve interparietal kemik (Inca kemiği) gibi anatomik varyasyonlar kırıkla karıştırılabilir. Oksipital bölge ağrısı çoğu zaman kas-iskelet kaynaklı olsa da, ani başlayan ve şiddetli olduğunda subaraknoid kanama ve vertebral arter diseksiyonu düşünülmelidir. Büyük oksipital sinirin sıkışmasına bağlı oksipital nevralji, servikojenik baş ağrısı ve kafa içi patolojilerle karışabilir. Son olarak, standart servikal görüntülemelerin kraniyoservikal bileşkeyi yeterince kapsamaması sık bir teknik eksikliktir ve tanının gecikmesine yol açar.
Eş anlamlılar
- Artkafa kemiği
- Os occipitale