İçeriğe atla

Bulantı

DrSozluk sitesinden

Bulantı (İng. nausea), kusma isteğiyle birlikte ortaya çıkan hoş olmayan mide rahatsızlığı duyusudur.

Etimoloji

Türkçe bulanmak eyleminden türetilmiştir; tıp dilinde Latince nausea kullanılır.

Klinik bağlam

Kusma refleksi, beyin sapındaki merkezlerce yönetilir. Uyarılar dört ayrı yoldan gelir: kan-beyin engelinin bulunmadığı kemoreseptör tetikleyici bölge yoluyla dolaşımdaki maddeler ve ilaçlar; vagus siniri aracılığıyla sindirim kanalı; vestibüler sistem yoluyla denge uyaranları; korteks yoluyla ise koku, görüntü, ağrı ve duygusal etkenler.[1]

Bu dört yolun farklı reseptörler kullanması, tedavi seçiminin temelini oluşturur. Kemoreseptör bölgesinde dopamin ve serotonin reseptörleri baskındır; sindirim kanalından gelen uyarılarda serotonin; vestibüler yolda histamin ve asetilkolin; korteks kaynaklı bulantıda ise benzodiazepinler etkilidir. Bu nedenle etkene uygun ilaç seçilmesi, rastgele ilaç denemesinden çok daha başarılıdır.

Bunun en öğretici örneği ondansetrondur: kemoterapi ve ameliyat sonrası bulantıda çok etkiliyken, hareket tutmasında ve vestibüler kaynaklı bulantıda etkisizdir. Bu tablolarda antihistaminikler ve antikolinerjikler kullanılmalıdır. Aynı biçimde metoklopramid, Parkinson hastalığı bulunanlarda dopamin blokajı nedeniyle belirtileri kötüleştirir; bu grupta domperidon ya da ondansetron tercih edilir.

Klinik açıdan temel ilke, bulantının bir belirti olduğu ve nedeninin araştırılması gerektiğidir. Antiemetik uygulaması bu değerlendirmenin yerini almaz.

Ayırıcı tanıda ciddi nedenler bulunur. Sindirim sisteminde bağırsak tıkanıklığı, peptik ülser, pankreatit, kolanjit ve apandisit; merkezî sinir sisteminde kafa içi basınç artışı, menenjit ve subaraknoid kanama; metabolik nedenler arasında diyabetik ketoasidoz, üremi, hiperkalsemi, hiponatremi ve adrenal yetmezlik yer alır. Kardiyak kökenli bulantı, özellikle kadınlarda ve diyabetlilerde miyokard infarktüsünün atipik bulgusu olabilir; bu bağlantının gözden kaçması ciddi sonuçlar doğurur.

Kafa içi basınç artışında bulantı, sabah artan baş ağrısı ve fışkırır tarzda kusmayla birlikte görülür; bu örüntü acil görüntüleme gerektirir.

Doğurganlık çağındaki her kadında gebelik testi yapılmalıdır. Gebelikte hiperemezis gravidarum, dehidratasyon, elektrolit bozukluğu ve kilo kaybıyla seyreder; bu hastalarda beslenmeye yeniden başlanırken tiamin verilmesi zorunludur, aksi hâlde Wernicke ensefalopatisi gelişebilir.

İlaçlar sık bir nedendir: opioidler, antibiyotikler, kemoterapötikler, digoksin, metformin ve dopaminerjik ilaçlar sorumlu olabilir. Digoksin toksisitesinde bulantı erken bulgudur ve gözden kaçmamalıdır.

Kronik ve yineleyen bulantıda gastroparezi, siklik kusma sendromu, kannabinoid kaynaklı kusma sendromu ve işlevsel bozukluklar düşünülür. Kannabinoid kaynaklı tabloda sıcak duşla rahatlama tipiktir ve tanıya yönlendirir.

Kemoterapide bulantı, ilacın emetojenik potansiyeline göre önceden planlanmalıdır. Akut dönemde serotonin blokerleri, gecikmiş dönemde nörokinin-1 antagonistleri ve kortikosteroidler kullanılır; bu ayrımın gözetilmemesi gecikmiş bulantının yetersiz tedavi edilmesine yol açar. Beklenti bulantısında ise benzodiazepinler etkilidir.

Ameliyat sonrası bulantı-kusma, risk etkenlerine göre önceden değerlendirilir ve farklı reseptörleri hedefleyen ilaçların birlikte kullanıldığı çok yönlü yaklaşım benimsenir.

Yönetimde sıvı-elektrolit dengesinin izlenmesi, aspirasyon riskinin değerlendirilmesi ve uzamış kusmada metabolik alkaloz ile hipokalemi açısından dikkatli olunması gerekir.

Eş anlamlılar

  • Mide bulantısı

İlgili terimler

Kaynaklar

  1. Feldman M ve ark. (ed.), Sleisenger and Fordtran's Gastrointestinal and Liver Disease, 11. baskı, 2021.