İçeriğe atla

Huzursuzluk

DrSozluk sitesinden

Huzursuzluk (İng. agitation, restlessness), kişinin yerinde duramaması, amaçsız hareketlilik ve içsel gerginlikle seyreden davranış durumudur.

Etimoloji

Türkçe huzur sözcüğünün olumsuzundan türetilmiştir.

Klinik bağlam

Bulgu, ruhsal bir belirti gibi görünse de çoğu kez bedensel bir sorunun ilk göstergesidir. Bu nedenle ilk yaklaşım, davranışı yatıştırmak değil, nedeni araştırmaktır. Yalnızca sedatif verilerek geçiştirilmesi, altta yatan ölümcül nedenlerin gözden kaçmasına yol açar; bu, alanın en kritik hatasıdır.[1]

Öncelikle dışlanması gereken nedenler hızla değerlendirilir: hipoksi, hipoglisemi, hipotansiyon, ağrı, idrar tutulması, kabızlık, ateş, elektrolit bozuklukları, ilaç yan etkisi ve yoksunluk durumları. Yaşlı bir hastada ani ortaya çıkan huzursuzluk, üriner enfeksiyon ya da pnömoninin tek belirtisi olabilir.

Deliryum, hastanede yatan hastalarda en sık nedendir. Dikkatte dalgalanma, bilinç düzeyinde değişkenlik ve akut başlangıç tipiktir. Hiperaktif biçimi kolay tanınır; ancak sessiz seyreden hipoaktif biçim çok daha sıktır, gözden kaçar ve gidişi daha kötüdür. Bu ayrımın bilinmemesi, tanının atlanmasının başlıca nedenidir.

Yoğun bakımda huzursuzluk, ventilatörle uyumsuzluk, tüp rahatsızlığı, uykusuzluk, kısıtlama ve iletişim güçlüğünden kaynaklanabilir. Ancak hastanın kendine zarar vermesi ya da yaşamsal araçları çıkarması riski nedeniyle hızlı değerlendirme gerekir. Aşırı sedasyonun ise ventilatörde kalış süresini uzattığı, deliryumu ve uzun dönem bilişsel sorunları artırdığı gösterilmiştir; bu nedenle hafif sedasyon hedeflenir ve günlük uyandırma uygulanır.

Yoksunluk durumları ayrı bir öneme sahiptir. Alkol yoksunluğu, tremor, terleme, taşikardi, nöbet ve deliryum tremens ile seyreder; tedavi edilmezse ölümcüldür. Benzodiazepin ve opioid yoksunlukları da huzursuzluk yaratır. Uzun süre yoğun bakımda sedatif alan hastalarda kesilme sırasında yoksunluk gelişebilir; bu, giderek daha çok tanınan bir sorundur.

İlaçlara bağlı nedenler arasında antipsikotiklere bağlı akatizi öne çıkar. Bu durumda hastanın yerinde duramaması, hastalığın kötüleştiği sanılarak ilacın artırılmasına yol açar ve tablo ağırlaşır. Bu kısır döngü, klasik bir tedavi tuzağıdır. Serotonin sendromu, nöroleptik malign sendrom ve antikolinerjik zehirlenme de huzursuzlukla seyreder.

Demans hastalarında davranışsal belirtiler sık görülür; burada öncelikle çevresel düzenleme, ağrı tedavisi, uyku düzeni ve iletişim yaklaşımları kullanılır. Antipsikotiklerin bu grupta ölüm riskini artırdığı gösterilmiştir; bu nedenle yalnızca zorunlu durumlarda, düşük dozda ve kısa süreli kullanılır.

Yönetimde ilaç dışı yaklaşımlar önceliklidir: sakin ortam, tanıdık yüzler, gözlük ve işitme cihazının sağlanması, uyku-uyanıklık düzeninin korunması, erken hareketlenme ve gereksiz kateterlerin çıkarılması. Fiziksel kısıtlama, huzursuzluğu artırır ve yaralanmaya yol açar; son seçenek olarak, en kısa süreyle uygulanır.

Hasta ve çalışan güvenliği açısından saldırganlık riski değerlendirilmeli, gerektiğinde yardım çağrılmalıdır.

Eş anlamlılar

  • Ajitasyon
  • Yerinde duramama

İlgili terimler

Kaynaklar

  1. Vincent JL ve ark. (ed.), Textbook of Critical Care, 8. baskı, 2023.