İçeriğe atla

İntravenöz anestezik

DrSozluk sitesinden
15.24, 23 Ağustos 2026 tarihinde Serkan (mesaj | katkılar) tarafından oluşturulmuş 179 numaralı sürüm ("'''İntravenöz anestezik''' (İng. ''intravenous anaesthetic''; Lat. ''intra'' "içine" + ''vena'' "damar"), damar yoluyla verildiğinde hızlı biçimde bilinç kaybı ve amnezi oluşturan, genel anestezi indüksiyonunda ve sürdürülmesinde kullanılan hipnotik ilaç grubudur. Başlıca üyeleri propofol, etomidat, ketamin, barbitüratlar ve yüksek dozda benzodiazepinlerdir...." içeriğiyle yeni sayfa oluşturdu)
(fark) ← Önceki sürüm | Güncel sürüm (fark) | Sonraki sürüm → (fark)

İntravenöz anestezik (İng. intravenous anaesthetic; Lat. intra "içine" + vena "damar"), damar yoluyla verildiğinde hızlı biçimde bilinç kaybı ve amnezi oluşturan, genel anestezi indüksiyonunda ve sürdürülmesinde kullanılan hipnotik ilaç grubudur. Başlıca üyeleri propofol, etomidat, ketamin, barbitüratlar ve yüksek dozda benzodiazepinlerdir.

Etimoloji

"İntravenöz" terimi Latince intra ("içine") ve vena ("damar") sözcüklerinin birleşimidir; ilacın uygulama yolunu belirtir. "Anestezik" ise Yunanca olumsuzluk öneki an- ile "duyum, algı" anlamındaki aisthesis sözcüğünden türemiştir. Grubun adlandırılması, etkinin solunum yoluyla değil doğrudan dolaşıma verilerek sağlanmasıyla ayrışan volatil anesteziklerden ayrım gereksiniminden doğmuştur.

Klinik bağlam

Bu ilaçların ortak farmakokinetik özelliği, yüksek lipofilikliktir: tek bolus dozdan sonra beyin gibi zengin perfüzyonlu dokulara hızla ulaşır ve bir dolaşım süresi içinde bilinç kaybı sağlarlar. Uyanma metabolizmayla değil, ilacın beyinden kas ve yağ dokusuna yeniden dağılımıyla (redistribüsyon) gerçekleşir; bu nedenle tekrarlayan doz veya uzun infüzyonlarda periferik kompartmanlar doyduğunda etki süresi belirgin biçimde uzar. Bu davranış bağlam duyarlı yarılanma ömrü kavramıyla tanımlanır ve hangi ajanın infüzyonla sürdürmeye uygun olduğunu belirler.[1]

Farmakodinamik olarak grup ikiye ayrılır. Propofol, etomidat, barbitüratlar ve benzodiazepinler inhibitör GABA-A reseptörünü potansiyalize ederek klorür iletkenliğini artırır ve kortikotalamik ağların bütünlüğünü bozar. Ketamin ise eksitatör NMDA reseptörünü antagonize ederek "dissosiyatif" olarak nitelenen, kortikolimbik ayrışmayla giden farklı bir bilinç kaybı tablosu oluşturur; bu nedenle hemodinamik ve solunumsal profili diğerlerinden ayrılır.[2]

Ajan seçimi hastanın hemodinamik durumu ve eşlik eden hastalıklarıyla belirlenir. Propofol düzgün indüksiyon, antiemetik etki ve hızlı derlenme sağlar; total intravenöz anestezinin omurgasıdır, ancak vazodilatasyon ve miyokardiyal depresyon yoluyla doza bağımlı hipotansiyon yapar. Etomidat hemodinamik stabilitesi nedeniyle kardiyak rezervi düşük ve hipovolemik hastalarda tercih edilir; buna karşılık 11β-hidroksilaz inhibisyonuyla tek dozdan sonra bile geçici adrenal supresyon yapar ve miyoklonusa yol açabilir. Ketamin sempatik uyarıyla kan basıncını ve kalp hızını koruma eğilimindedir, bronkodilatördür ve solunum dürtüsünü görece korur; şok, status astmatikus ve prehastane koşullarında değerlidir, ancak psikomimetik reaksiyonlar ve sekresyon artışı sınırlayıcıdır. Barbitüratlar günümüzde büyük ölçüde propofolün yerini aldığı için sınırlı kullanılır; midazolam gibi benzodiazepinler ise indüksiyon ajanı olmaktan çok premedikasyon, sedasyon ve amnezi amacıyla kullanılır. Bu ilaçların hemen tümü opioidlerle sinerjik etkileşir; birlikte kullanıldığında gerekli hipnotik dozu belirgin biçimde azalır.

Klinik tuzaklar açısından, en sık hata dozun total vücut ağırlığı üzerinden ve hastanın volüm durumu gözetilmeden hesaplanmasıdır; yaşlıda, hipovolemikte ve düşük kalp debisi olan hastada hem daha düşük doz gerekir hem de etki başlangıcı yavaş kalp debisi nedeniyle gecikir — bu gecikme yanlışlıkla "yetersiz doz" sanılıp ek doz verilmesine ve ardından derin hipotansiyona yol açabilir. Propofolde enjeksiyon ağrısı sıktır ve formülasyonunun lipit emülsiyon olması nedeniyle uzun süreli yüksek doz infüzyonlarda nadir fakat ölümcül propofol infüzyon sendromu bildirilmiştir. Etomidatın adrenal etkisi özellikle septik şoktaki hastalarda tartışma konusudur. Ketaminin intrakraniyal ve intraoküler basınç üzerine etkileri geçmişte mutlak kaçınma gerekçesi sayılmışsa da güncel veriler bu yaklaşımı yumuşatmıştır. Hiçbir intravenöz hipnotik tek başına yeterli analjezi sağlamaz (ketamin kısmi istisnadır) ve hiçbiri güvenilir biçimde havayolu reflekslerini korumaz; apne ve havayolu obstrüksiyonuna hazırlıklı olunmadan uygulanmamalıdır. Ayrıca volatil ajanların aksine kan konsantrasyonu gerçek zamanlı ölçülemediğinden, infüzyonla sürdürmede farkındalık riskine karşı ayrı önlemler gerekir.

Eş anlamlılar

  • İntravenöz hipnotik
  • İndüksiyon ajanı (kullanım bağlamında)

İlgili terimler

Kaynaklar

  1. Gropper MA (ed.), Miller's Anesthesia, 9. baskı, 2020.
  2. Brunton LL, Knollmann BC (ed.), Goodman & Gilman's The Pharmacological Basis of Therapeutics, 14. baskı, 2023.