Alfa
Alfa (İng. alpha), tıpta çok sayıda yapı ve kavramın adlandırılmasında kullanılan Yunan alfabesinin ilk harfidir. Klinikte en sık alfa adrenerjik reseptörleri belirtir.
Etimoloji
Yunan alfabesinin ilk harfi olan alpha sözcüğünden gelir.
Klinik bağlam
En yaygın kullanımı adrenerjik reseptör sınıflandırmasındadır. Alfa-1 reseptörleri damar düz kasında bulunur; uyarılmaları vazokonstriksiyon ve kan basıncı artışı sağlar. Alfa-2 reseptörleri ise sinir ucunda geri besleme yaparak noradrenalin salınımını azaltır ve merkezî etkileriyle sedasyon ile analjezi oluşturur.[1]
Bu ayrım, klinikte kullanılan ilaç gruplarının temelini oluşturur. Alfa-1 agonisti fenilefrin, damar direncini artırarak hipotansiyonu düzeltir. Alfa blokerler — doksazosin, prazosin, fenoksibenzamin — damar direncini düşürür ve prostat büyümesinde idrar akımını iyileştirir. Alfa-2 agonistleri klonidin ve deksmedetomidin, sempatik yanıtı baskılar; deksmedetomidin yoğun bakımda solunum baskılaması yapmayan sedasyon sağlar.
Klinik açıdan en kritik kural feokromositomada geçerlidir: ameliyat öncesi alfa blokaj sağlanmadan beta bloker başlanması, karşılıksız alfa etkisi nedeniyle ağır hipertansif krize ve akut akciğer ödemine yol açar. Aynı ilke kokain ve amfetamin zehirlenmelerinde de gözetilir.
Bir diğer güvenlik konusu, damar dışına kaçan vazopressörlerin yol açtığı doku hasarıdır; tedavide alfa blokeri fentolamin yerel olarak uygulanır. Ayrıca klonidinin ani kesilmesi, geri tepme hipertansiyonuna yol açar; bu, açıklanamayan hipertansif acil durumun gözden kaçan bir nedenidir.
Terim, çok sayıda başka alanda da kullanılır. Alfa-1 antitripsin, akciğer ve karaciğerde koruyucu bir proteindir; eksikliği genç yaşta amfizem ve karaciğer hastalığına yol açar ve sigara içmeyen genç bir hastadaki kronik obstrüktif akciğer hastalığında araştırılmalıdır. Alfa-fetoprotein, hepatoselüler karsinom ve germ hücreli tümörlerde belirteç olarak kullanılır. Alfa talasemi, hemoglobin alfa zincirlerinin üretim bozukluğudur ve mikrositer anemi ayırıcı tanısında yer alır; demir eksikliği anemisi ile karıştırılması gereksiz demir tedavisine yol açar.
Tümör nekroz faktörü alfa, iltihabi yanıtın merkezî aracılarındandır; bu molekülü hedefleyen biyolojik ilaçlar romatolojik ve inflamatuar bağırsak hastalığı tedavisinde kullanılır. Bu ilaçlar latent tüberkülozun yeniden etkinleşmesine yol açtığından tedavi öncesi tarama zorunludur.
Fizyolojide alfa hücreleri pankreas adacıklarında glukagon salgılar; alfa motor nöronlar iskelet kasını uyarır. Elektroensefalografide alfa dalgaları, gözler kapalı ve uyanık dinlenme durumunu yansıtır.
İstatistikte alfa düzeyi, yanlış pozitif sonuç olasılığını — birinci tip hata — tanımlar ve klinik araştırmaların yorumlanmasında kullanılır.
Radyasyon fiziğinde alfa parçacıkları, kısa menzilli ancak yüksek enerjili iyonlaştırıcı ışınımdır; dışarıdan zararı sınırlıdır ancak vücut içine alındığında yoğun hasar yapar. Bu özellik, hedefe yönelik radyonüklit tedavilerinde kullanılmasını sağlar.
Terimin bu kadar geniş kullanımı, bağlamın belirtilmesini zorunlu kılar; tek başına kullanıldığında yanlış anlamaya açıktır.
Eş anlamlılar
- α
İlgili terimler
Kaynaklar
- ↑ Brunton LL ve ark. (ed.), Goodman & Gilman's The Pharmacological Basis of Therapeutics, 13. baskı, 2018.