Karaciğer
Karaciğer (İng. liver; Lat. hepar), metabolizma, detoksifikasyon, protein sentezi ve safra üretiminden sorumlu, vücudun en büyük iç organıdır.
Etimoloji
Türkçe karaciğer sözcüğü kullanılır; tıp dilinde Latince hepar ve Yunanca hepatos kökleri geçer.
Klinik bağlam
Organ, karnın sağ üst bölümünde ve diyaframın altında yerleşiktir. Kendine özgü çift kanlanması vardır: portal ven besin ve bağırsak kaynaklı maddeleri, hepatik arter ise oksijenden zengin kanı taşır. Bu düzenleme, bağırsaktan emilen maddelerin sistemik dolaşıma geçmeden önce süzülmesini sağlar ve ilaçlarda ilk geçiş etkisinin temelidir.[1]
İşlevleri geniştir: glukoz dengesinin sürdürülmesi, albümin ve pıhtılaşma faktörlerinin üretimi, amonyağın üreye çevrilmesi, bilirubin konjugasyonu, ilaç metabolizması, K vitamini bağımlı sentezler ve bağışıklık işlevleri.
Bu işlevlerin bozulması klinik tabloyu belirler. Sentez yetersizliği hipoalbüminemi ve koagülopatiye; detoksifikasyon bozukluğu hepatik ensefalopatiye; safra akımının engellenmesi sarılık ve kaşıntıya yol açar.
Karaciğer testlerinin yorumlanmasında örüntü belirleyicidir. Transaminazların baskın yükselmesi hücre hasarını; alkalen fosfataz ve gama-glutamil transferazın baskın yükselmesi kolestazı gösterir. Bu enzimlerin düzeyi, hasarın ağırlığını değil türünü yansıtır. Gerçek işlevi gösterenler ise albümin, INR ve bilirubindir.
Klinik açıdan sık yapılan bir hata, uzamış INR değerinin kanama riski olarak yorumlanmasıdır. İleri karaciğer hastalığında hem pıhtılaştırıcı hem engelleyici proteinler birlikte azalır; sistem düşük düzeyde ama dengelidir. Bu nedenle kanaması olmayan hastada testleri düzeltmek amacıyla plazma verilmesi yarar sağlamaz ve hacim yüküyle zarar doğurur. Aynı hastalar tromboza da yatkındır.
Bir diğer önemli nokta, faktör VIIIin karaciğer dışında da üretilmesidir; bu nedenle karaciğer yetmezliğinde düşmez. Bu özellik, yaygın damar içi pıhtılaşmadan ayırt etmede kullanılan pratik bir ölçüttür.
İlaç yönetimi ayrı özen gerektirir. Karaciğerden metabolize edilen ilaçların dozu ayarlanmalı; sedatiflere duyarlılık artışı ve ensefalopatiyi tetikleme riski gözetilmelidir. Parasetamol güvenli kabul edilir ancak günlük doz sınırlandırılır; buna karşılık nonsteroid antienflamatuvar ilaçlar böbrek hasarı ve kanama riski nedeniyle kaçınılması gereken gruptur.
Akut karaciğer yetmezliği, önceden hastalığı olmayan kişide ani işlev kaybı ve ensefalopati ile tanımlanır; parasetamol zehirlenmesi, viral hepatitler, ilaçlar ve otoimmün nedenler sorumludur. Bu tabloda nakil merkezine erken yönlendirme yaşamsaldır.
Kronik hastalıkta siroz gelişir; portal hipertansiyon, özofagus varisi, asit, spontan bakteriyel peritonit, hepatorenal sendrom ve hepatoselüler karsinom izlenmesi gereken komplikasyonlardır.
Organın yenilenme yeteneği yüksektir; bu özellik canlı vericili nakli ve geniş rezeksiyonları olanaklı kılar.
Eş anlamlılar
- Hepar
İlgili terimler
Kaynaklar
- ↑ Feldman M ve ark. (ed.), Sleisenger and Fordtran's Gastrointestinal and Liver Disease, 11. baskı, 2021.