Ağız kanseri
Ağız kanseri (İng. oral cancer), dudak, dil, ağız tabanı, yanak mukozası, diş eti ve sert damaktan kaynaklanan kötü huylu tümörlerdir.
Etimoloji
Türkçe tanımlayıcı bir terimdir; kaynaklandığı bölgeye göre oral kavite kanseri olarak da anılır.
Klinik bağlam
Olguların büyük çoğunluğu, mukozayı örten yassı epitelden kaynaklanan skuamöz hücreli karsinomdur.[1] Başlıca risk etkenleri tütün ve alkol kullanımıdır; bu ikisi birlikte bulunduğunda risk toplamsal değil çarpımsal biçimde artar. Betel cevizi çiğnemek belirli toplumlarda önde gelen nedendir, dudak kanserinde ise güneş ışığına uzun süreli maruziyet belirleyicidir. Ağız arkası ve bademcik bölgesinde gelişen tümörlerde insan papilloma virüsü ile ilişkili biçim giderek artmaktadır; bu grup daha genç yaşta görülür ve tedaviye yanıtı belirgin biçimde daha iyidir.
Hastalığın en öğretici yanı, doğrudan bakılabilen bir bölgede geliştiği halde çoğu kez ilerlemiş evrede tanınmasıdır. Erken dönem bulguları siliktir: silinmeyen beyaz ya da kırmızı plak, üç haftadan uzun süren iyileşmeyen ülser, mukozada sertleşmiş alan. Kırmızı görünümlü lezyonların kötü huylu olma olasılığı beyaz olanlardan yüksektir. Erken evrede ağrı bulunmaması tanıyı geciktiren başlıca nedendir; hasta ancak ağrı, çiğneme güçlüğü, dilde hareket kısıtlılığı, kulağa vuran ağrı ya da boyunda kitle geliştiğinde başvurur. Dilin yan kenarı ve ağız tabanı en riskli bölgelerdir.
Tanı biyopsi ile konur; klinik olarak kuşkulu her lezyon, görünümü ne olursa olsun histopatolojik olarak doğrulanmalıdır. Antibiyotik ya da yerel tedaviyle izlem, tanının gecikmesine yol açan sık bir hatadır. Yayılımın değerlendirilmesinde boyun lenf düğümleri belirleyicidir; görüntülemede bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans kullanılır, uzak yayılım kuşkusunda pozitron emisyon tomografisi eklenir. Boyun lenf düğümü tutulumu, sağkalımı en çok etkileyen tek etkendir.
Tedavi, tümörün yeri ve evresine göre cerrahi, ışın tedavisi ve kemoterapinin tek başına ya da birlikte kullanılmasına dayanır. Erken evrede tek yöntem yeterli olabilirken ileri evrede birleşik yaklaşım gerekir. Cerrahide amaç yalnızca tümörün çıkarılması değil, konuşma ve yutma işlevinin korunmasıdır; bu nedenle rekonstrüksiyon planı tedavinin ayrılmaz parçasıdır. Ayrıca bu hastalarda ikinci bir baş boyun tümörü gelişme riski yüksektir; tütün ve alkolün bırakılması ile düzenli izlem, tedavi sonrası dönemin temelidir.
Eş anlamlılar
İlgili terimler
Kaynaklar
- ↑ Flint PW ve ark. (ed.), Cummings Otolaryngology: Head and Neck Surgery, 7. baskı, 2020.