İçeriğe atla

Diyabetes mellitus: Revizyonlar arasındaki fark

DrSozluk sitesinden
Bot: yeni madde
 
Değişiklik özeti yok
 
1. satır: 1. satır:
'''Diyabetes mellitus''' (İng. ''diabetes mellitus''; Yun. ''diabetes'', geçip gitmek + Lat. ''mellitus'', ballı), insülin salgısındaki yetersizlik, insülin etkisindeki bozukluk ya da her ikisi nedeniyle kronik hiperglisemiyle seyreden metabolik hastalık grubudur.
'''Diyabetes mellitus''' (İng. ''diabetes mellitus''; Yun. ''diabetes'', geçip gitmek + Lat. ''mellitus'', ballı), [[Insülin|insülin]] salgısındaki yetersizlik, insülin etkisindeki bozukluk ya da her ikisi nedeniyle kronik [[Hiperglisemi|hiperglisemiyle]] seyreden metabolik hastalık grubudur.


== Etimoloji ==
== Etimoloji ==
Yunanca geçip gitmek anlamındaki ''diabetes'' bol idrar çıkışını, Latince ballı anlamındaki ''mellitus'' ise idrarın tatlılığını anlatır.
Yunanca geçip gitmek anlamındaki ''[[diabetes]]'' bol idrar çıkışını, Latince ballı anlamındaki ''[[mellitus]]'' ise idrarın tatlılığını anlatır.


== Klinik bağlam ==
== Klinik bağlam ==
Sınıflandırma tedaviyi doğrudan belirler. [[Tip 1 diabetes mellitus]]ta beta hücrelerinin otoimmün yıkımı sonucu mutlak insülin eksikliği vardır ve yaşam boyu [[insülin]] zorunludur. Tip 2 diyabette ise insülin direnci ve buna eşlik eden ilerleyici salgı yetersizliği bulunur; olguların büyük çoğunluğunu oluşturur. Diğer biçimler arasında gebelik diyabeti, pankreas hastalıklarına bağlı biçim, endokrin hastalıklar, ilaçlar — özellikle kortikosteroidler — ve tek gen bozukluğuna dayanan MODY yer alır.<ref>Loscalzo J ve ark. (ed.), ''Harrison's Principles of Internal Medicine'', 21. baskı, 2022.</ref>
Sınıflandırma tedaviyi doğrudan belirler. [[Tip 1 diabetes mellitus]]ta [[Beta hücreleri|beta hücrelerinin]] [[Otoimmün yıkım|otoimmün yıkımı]] sonucu mutlak insülin eksikliği vardır ve yaşam boyu [[insülin]] zorunludur. [[Tip 2 diyabetes mellitus|Tip 2 diyabette]] ise [[Insülin direnci|insülin direnci]] ve buna eşlik eden ilerleyici salgı yetersizliği bulunur; olguların büyük çoğunluğunu oluşturur. Diğer biçimler arasında [[gebelik diyabeti]], [[pankreas]] hastalıklarına bağlı biçim, [[endokrin hastalıklar]], ilaçlar — özellikle [[kortikosteroidler]] — ve tek gen bozukluğuna dayanan [[MODY]] yer alır.<ref>Loscalzo J ve ark. (ed.), ''Harrison's Principles of Internal Medicine'', 21. baskı, 2022.</ref>


Sınıflandırmadaki en sık hata, erişkinde başlayan her diyabetin tip 2 kabul edilmesidir. Zayıf, ailede otoimmün hastalık öyküsü bulunan ve ağızdan ilaçlara hızla yanıtsız hâle gelen bir erişkinde, erişkinin latent otoimmün diyabeti düşünülmelidir; bu ayrımın atlanması insülin tedavisinin gecikmesine ve ketoasidoza yol açar. Benzer biçimde, açıklanamayan kilo kaybı ve steatore ile birlikte ortaya çıkan diyabet, pankreas hastalığını düşündürmelidir.
Sınıflandırmadaki en sık hata, erişkinde başlayan her diyabetin tip 2 kabul edilmesidir. Zayıf, ailede otoimmün hastalık öyküsü bulunan ve ağızdan ilaçlara hızla yanıtsız hâle gelen bir erişkinde, [[erişkinin latent otoimmün diyabeti]] düşünülmelidir; bu ayrımın atlanması insülin tedavisinin gecikmesine ve [[Ketoasidoz|ketoasidoza]] yol açar. Benzer biçimde, açıklanamayan [[kilo kaybı]] ve [[steatore]] ile birlikte ortaya çıkan [[diyabet]], pankreas hastalığını düşündürmelidir.


Tanı, açlık plazma glukozu, oral glukoz tolerans testi ya da [[HbA1c]] ile konur; belirtisiz kişilerde tanının ayrı bir günde doğrulanması gerekir. HbA1c'nin alyuvar ömrünü etkileyen durumlarda — hemoliz, kanama, demir eksikliği, gebelik, hemoglobinopatiler — yanıltıcı olabileceği unutulmamalıdır.
Tanı, [[açlık plazma glukozu]], [[oral glukoz tolerans testi]] ya da [[HbA1c]] ile konur; belirtisiz kişilerde tanının ayrı bir günde doğrulanması gerekir. [[HbA1c]]'nin [[alyuvar]] ömrünü etkileyen durumlarda — hemoliz, kanama, [[demir eksikliği]], gebelik, [[Hemoglobinopati|hemoglobinopatiler]] — yanıltıcı olabileceği unutulmamalıdır.


Klasik belirtiler çok su içme, sık idrara çıkma, kilo kaybı ve bulanık görmedir; ancak tip 2 diyabet uzun süre belirtisiz seyreder ve tanı sırasında komplikasyonlar gelişmiş olabilir. Bu nedenle risk gruplarında tarama önerilir.
Klasik belirtiler çok su içme, sık idrara çıkma, kilo kaybı ve bulanık görmedir; ancak tip 2 diyabet uzun süre belirtisiz seyreder ve tanı sırasında komplikasyonlar gelişmiş olabilir. Bu nedenle risk gruplarında tarama önerilir.


Komplikasyonlar akut ve kronik olarak ayrılır. Akut olanlar [[diyabetik ketoasidoz]], hiperozmolar hiperglisemik durum ve [[hipoglisemi]]dir. Kronik komplikasyonlar mikrovasküler — [[diyabetik retinopati]], [[diyabetik nefropati]], [[diyabetik nöropati]] — ve makrovasküler — koroner arter hastalığı, [[iskemik inme]], periferik arter hastalığı — olarak sınıflandırılır. [[Diyabetik ayak]], nöropati ve damar hastalığının ortak sonucudur ve travma dışı ampütasyonların başlıca nedenidir.
Komplikasyonlar [[akut]] ve [[kronik]] olarak ayrılır. Akut olanlar [[diyabetik ketoasidoz]], [[hiperozmolar hiperglisemik durum]] ve [[hipoglisemi]]dir. Kronik komplikasyonlar [[mikrovasküler]] — [[diyabetik retinopati]], [[diyabetik nefropati]], [[diyabetik nöropati]] — ve [[makrovasküler]] [[koroner arter hastalığı]], [[iskemik inme]], [[periferik arter hastalığı]] — olarak sınıflandırılır. [[Diyabetik ayak]], [[nöropati]] ve damar hastalığının ortak sonucudur ve travma dışı [[Ampütasyon|ampütasyonların]] başlıca nedenidir.


Tedavinin temeli yaşam biçimi düzenlemesidir: beslenme, düzenli fiziksel etkinlik, kilo yönetimi ve sigaranın bırakılması. Tip 2 diyabette metformin çoğu hastada ilk seçenektir. Güncel yaklaşımdaki en önemli değişiklik, ilaç seçiminin yalnızca kan şekerini düşürme gücüne değil, eşlik eden hastalıklara göre yapılmasıdır: kardiyovasküler hastalık, kalp yetersizliği ya da kronik böbrek hastalığı bulunan hastalarda sodyum-glukoz kotransporter 2 inhibitörleri ve glukagon benzeri peptit-1 reseptör agonistleri, HbA1c düzeyinden bağımsız olarak önerilir. Bu ilaçların böbrek ve kalp koruyucu etkileri gösterilmiştir.
Tedavinin temeli yaşam biçimi düzenlemesidir: beslenme, düzenli fiziksel etkinlik, kilo yönetimi ve sigaranın bırakılması. Tip 2 diyabette [[metformin]] çoğu hastada ilk seçenektir. Güncel yaklaşımdaki en önemli değişiklik, ilaç seçiminin yalnızca kan şekerini düşürme gücüne değil, eşlik eden hastalıklara göre yapılmasıdır: [[kardiyovasküler hastalık]], [[kalp yetersizliği]] ya da [[kronik böbrek hastalığı]] bulunan hastalarda [[sodyum-glukoz kotransporter 2 inhibitörleri]] ve [[glukagon benzeri peptit-1]] reseptör agonistleri, HbA1c düzeyinden bağımsız olarak önerilir. Bu ilaçların böbrek ve kalp koruyucu etkileri gösterilmiştir.


Hedefler bireyselleştirilir. Genç, yeni tanı almış ve eşlik eden hastalığı bulunmayan kişilerde daha sıkı; ileri yaşta, kırılgan, ileri komplikasyonları olan ve hipoglisemi farkındasızlığı bulunan hastalarda daha gevşek hedefler benimsenir. Aşırı sıkı denetimin bu gruplarda hipoglisemi yoluyla zarar verdiği gösterilmiştir.
Hedefler bireyselleştirilir. Genç, yeni tanı almış ve eşlik eden hastalığı bulunmayan kişilerde daha sıkı; ileri yaşta, kırılgan, ileri komplikasyonları olan ve hipoglisemi farkındasızlığı bulunan hastalarda daha gevşek hedefler benimsenir. Aşırı sıkı denetimin bu gruplarda hipoglisemi yoluyla zarar verdiği gösterilmiştir.


İzlem, yalnızca kan şekeriyle sınırlı değildir: kan basıncı, lipit yönetimi, albüminüri taraması, yıllık göz muayenesi, ayak muayenesi ve aşılama düzenli olarak yapılmalıdır. Bu adımların atlanması, önlenebilir komplikasyonların başlıca nedenidir.
İzlem, yalnızca kan şekeriyle sınırlı değildir: kan basıncı, lipit yönetimi, [[albüminüri]] taraması, yıllık göz muayenesi, ayak muayenesi ve [[aşılama]] düzenli olarak yapılmalıdır. Bu adımların atlanması, önlenebilir komplikasyonların başlıca nedenidir.


Araya giren hastalıklarda insülin asla kesilmemeli, aksine gereksinim artabileceği için doz gözden geçirilmelidir. Cerrahi ve girişimler öncesinde bazal insülinin sürdürülmesi, metforminin böbrek işlevine göre değerlendirilmesi ve sodyum-glukoz kotransporter 2 inhibitörlerinin — ötoglisemik ketoasidoz riski nedeniyle — belirli bir süre önce kesilmesi gerekir. Bu son nokta, giderek daha sık karşılaşılan ve gözden kaçan bir perioperatif güvenlik konusudur.
Araya giren hastalıklarda insülin asla kesilmemeli, aksine gereksinim artabileceği için doz gözden geçirilmelidir. Cerrahi ve girişimler öncesinde bazal insülinin sürdürülmesi, metforminin böbrek işlevine göre değerlendirilmesi ve sodyum-glukoz kotransporter 2 inhibitörlerinin — [[öglisemik ketoasidoz]] riski nedeniyle — belirli bir süre önce kesilmesi gerekir. Bu son nokta, giderek daha sık karşılaşılan ve gözden kaçan bir [[perioperatif]] güvenlik konusudur.


== Eş anlamlılar ==
== Eş anlamlılar ==
* Şeker hastalığı
* [[Şeker hastalığı]]
* Diyabet
* [[Diyabet]]


== İlgili terimler ==
== İlgili terimler ==

11.34, 26 Ağustos 2026 itibarı ile sayfanın şu anki hâli

Diyabetes mellitus (İng. diabetes mellitus; Yun. diabetes, geçip gitmek + Lat. mellitus, ballı), insülin salgısındaki yetersizlik, insülin etkisindeki bozukluk ya da her ikisi nedeniyle kronik hiperglisemiyle seyreden metabolik hastalık grubudur.

Etimoloji

Yunanca geçip gitmek anlamındaki diabetes bol idrar çıkışını, Latince ballı anlamındaki mellitus ise idrarın tatlılığını anlatır.

Klinik bağlam

Sınıflandırma tedaviyi doğrudan belirler. Tip 1 diabetes mellitusta beta hücrelerinin otoimmün yıkımı sonucu mutlak insülin eksikliği vardır ve yaşam boyu insülin zorunludur. Tip 2 diyabette ise insülin direnci ve buna eşlik eden ilerleyici salgı yetersizliği bulunur; olguların büyük çoğunluğunu oluşturur. Diğer biçimler arasında gebelik diyabeti, pankreas hastalıklarına bağlı biçim, endokrin hastalıklar, ilaçlar — özellikle kortikosteroidler — ve tek gen bozukluğuna dayanan MODY yer alır.[1]

Sınıflandırmadaki en sık hata, erişkinde başlayan her diyabetin tip 2 kabul edilmesidir. Zayıf, ailede otoimmün hastalık öyküsü bulunan ve ağızdan ilaçlara hızla yanıtsız hâle gelen bir erişkinde, erişkinin latent otoimmün diyabeti düşünülmelidir; bu ayrımın atlanması insülin tedavisinin gecikmesine ve ketoasidoza yol açar. Benzer biçimde, açıklanamayan kilo kaybı ve steatore ile birlikte ortaya çıkan diyabet, pankreas hastalığını düşündürmelidir.

Tanı, açlık plazma glukozu, oral glukoz tolerans testi ya da HbA1c ile konur; belirtisiz kişilerde tanının ayrı bir günde doğrulanması gerekir. HbA1c'nin alyuvar ömrünü etkileyen durumlarda — hemoliz, kanama, demir eksikliği, gebelik, hemoglobinopatiler — yanıltıcı olabileceği unutulmamalıdır.

Klasik belirtiler çok su içme, sık idrara çıkma, kilo kaybı ve bulanık görmedir; ancak tip 2 diyabet uzun süre belirtisiz seyreder ve tanı sırasında komplikasyonlar gelişmiş olabilir. Bu nedenle risk gruplarında tarama önerilir.

Komplikasyonlar akut ve kronik olarak ayrılır. Akut olanlar diyabetik ketoasidoz, hiperozmolar hiperglisemik durum ve hipoglisemidir. Kronik komplikasyonlar mikrovaskülerdiyabetik retinopati, diyabetik nefropati, diyabetik nöropati — ve makrovaskülerkoroner arter hastalığı, iskemik inme, periferik arter hastalığı — olarak sınıflandırılır. Diyabetik ayak, nöropati ve damar hastalığının ortak sonucudur ve travma dışı ampütasyonların başlıca nedenidir.

Tedavinin temeli yaşam biçimi düzenlemesidir: beslenme, düzenli fiziksel etkinlik, kilo yönetimi ve sigaranın bırakılması. Tip 2 diyabette metformin çoğu hastada ilk seçenektir. Güncel yaklaşımdaki en önemli değişiklik, ilaç seçiminin yalnızca kan şekerini düşürme gücüne değil, eşlik eden hastalıklara göre yapılmasıdır: kardiyovasküler hastalık, kalp yetersizliği ya da kronik böbrek hastalığı bulunan hastalarda sodyum-glukoz kotransporter 2 inhibitörleri ve glukagon benzeri peptit-1 reseptör agonistleri, HbA1c düzeyinden bağımsız olarak önerilir. Bu ilaçların böbrek ve kalp koruyucu etkileri gösterilmiştir.

Hedefler bireyselleştirilir. Genç, yeni tanı almış ve eşlik eden hastalığı bulunmayan kişilerde daha sıkı; ileri yaşta, kırılgan, ileri komplikasyonları olan ve hipoglisemi farkındasızlığı bulunan hastalarda daha gevşek hedefler benimsenir. Aşırı sıkı denetimin bu gruplarda hipoglisemi yoluyla zarar verdiği gösterilmiştir.

İzlem, yalnızca kan şekeriyle sınırlı değildir: kan basıncı, lipit yönetimi, albüminüri taraması, yıllık göz muayenesi, ayak muayenesi ve aşılama düzenli olarak yapılmalıdır. Bu adımların atlanması, önlenebilir komplikasyonların başlıca nedenidir.

Araya giren hastalıklarda insülin asla kesilmemeli, aksine gereksinim artabileceği için doz gözden geçirilmelidir. Cerrahi ve girişimler öncesinde bazal insülinin sürdürülmesi, metforminin böbrek işlevine göre değerlendirilmesi ve sodyum-glukoz kotransporter 2 inhibitörlerinin — öglisemik ketoasidoz riski nedeniyle — belirli bir süre önce kesilmesi gerekir. Bu son nokta, giderek daha sık karşılaşılan ve gözden kaçan bir perioperatif güvenlik konusudur.

Eş anlamlılar

İlgili terimler

Kaynaklar

  1. Loscalzo J ve ark. (ed.), Harrison's Principles of Internal Medicine, 21. baskı, 2022.