Ateş
Ateş (İng. fever; Lat. febris), vücut sıcaklığının hipotalamustaki ayar noktasının yükselmesi sonucu normal aralığın üzerine çıkmasıdır. Enfeksiyonların en sık bulgusudur, ancak enfeksiyona özgü değildir.
Etimoloji
Türkçe "ateş" sözcüğü, yüksek vücut sıcaklığını anlatmak için kullanılır; Latince karşılığı febristir.
Klinik bağlam
Ateşin temelinde ayar noktasının yükselmesi yatar. Mikroorganizmaların yapısal bileşenleri ve doku hasarı, makrofajlardan interlökin-1, interlökin-6 ve tümör nekroz faktörü gibi sitokinlerin salınmasına yol açar. Bu aracılar hipotalamusta prostaglandin E2 üretimini artırarak ayar noktasını yükseltir. Vücut, yeni ayar noktasına ulaşmak için ısı üretimini artırır ve ısı kaybını azaltır: titreme, üşüme hissi ve damar büzülmesi bu nedenle görülür.[1]
Bu düzenek, ateşin hipertermiden ayrılmasını sağlar. Hipertermide ayar noktası normaldir; sorun ısı üretiminin aşırı artması ya da atılamamasıdır. Sıcak çarpması, malign hipertermi, nöroleptik malign sendrom ve serotonin sendromu bu gruptadır. Ayrım tedaviyi belirler: hipertermide antipiretikler etkisizdir, gerekli olan etkin fiziksel soğutma ve nedene özgü tedavidir. Bu ayrımın yapılmaması, ölümcül gecikmelere yol açar.
Nedenler geniştir. Enfeksiyonlar en sık grubu oluşturur; ancak habis hastalıklar, otoimmün ve otoinflamatuar hastalıklar, tromboembolizm, doku nekrozu, endokrin bozukluklar — özellikle tiroit fırtınası — , transfüzyon tepkimeleri ve ilaçlar da ateş yapar. İlaç ateşi, sıklıkla gözden kaçan bir nedendir; hastanın genel durumunun ateşe göre iyi olması ipucu olabilir.
Klinik değerlendirmede ateşin varlığından çok eşlik eden bulgular yol göstericidir. Ölçüm yöntemi de önemlidir; merkezî ölçümler daha güvenilirdir, koltuk altı ölçümü düşük değer verebilir. Yaşlılarda, bağışıklığı baskılanmış hastalarda, üremik ve kortikosteroid kullanan kişilerde ateş yanıtı körelir; bu gruplarda ateşin bulunmaması ciddi enfeksiyonu dışlamaz — en tehlikeli yanılgılardan biri budur. Buna karşılık hipotermi de ağır enfeksiyonun bulgusu olabilir.
Bazı durumlar acil değerlendirme gerektirir: nötropenik hastada ateş, ateşle birlikte ense sertliği ve bilinç değişikliği, peteşiyel döküntü, yakın zamanda seyahat öyküsü, protez ya da kateter varlığı, bağışıklık baskılanması ve hemodinamik bozulma. Nötropenik ateşte geniş spektrumlu antibiyotiğin ilk saat içinde başlatılması sonuçları belirleyen tek en önemli girişimdir.
Tedavi yaklaşımı iki ilkeye dayanır. Birincisi, nedenin araştırılmasıdır; ateş bir belirtidir, hastalık değildir. İkincisi, ateşin kendisinin her zaman düşürülmesi gerekmediğidir. Ateş, bağışıklık yanıtını destekleyen fizyolojik bir tepkidir ve rutin baskılanmasının sonuçları iyileştirdiği gösterilmemiştir. Antipiretik kullanımı, hastanın konforu, aşırı metabolik yük ve seçilmiş durumlar için düşünülür.
Buna karşılık bazı hastalarda sıcaklığın yükselmesi zararlıdır: akut beyin hasarı — iskemik inme, travmatik beyin hasarı, subaraknoid kanama — bulunan hastalarda ateş, kötü nörolojik sonuçla ilişkilidir ve normotermi hedeflenir. Kalp yetersizliği ve ağır solunum yetmezliğinde artan oksijen tüketimi de sorun yaratır. Gebelikte yüksek ateş, özellikle ilk üç ayda, riskli kabul edilir.
Antipiretiklerden parasetamol ve steroid dışı antiinflamatuar ilaçlar, prostaglandin üretimini azaltarak ayar noktasını düşürür. Karaciğer ve böbrek işlevleri, kanama riski ve eşlik eden hastalıklar göz önünde bulundurulmalıdır. Fiziksel soğutma, ayar noktası yüksekken tek başına uygulandığında titremeye yol açar ve ısı üretimini artırarak amaca ters düşer.
Nedeni bulunamayan uzamış ateş, ayrı bir tanısal başlıktır ve sistematik yaklaşım gerektirir.
Eş anlamlılar
İlgili terimler
Kaynaklar
- ↑ Loscalzo J ve ark. (ed.), Harrison's Principles of Internal Medicine, 21. baskı, 2022.